Hüseyin Hilmi bin Saîd hazretlerinden sohbetler

 *Hüseyin Hilmi bin Saîd hazretleri buyuruyor ki:*


Evliyâdan *(Feyz)* in gelmesi ve alınması için, islâmiyete uymak ve muhabbet şartdır. Zâten feyz herkese geliyor. Bütün dünyâya geliyor, aynen güneş gibi. 


Güneş ışınları, pancara isâbet edince tatlılaşdırıyor, bibere rastlarsa acılaşdırıyor. İkisini de yapan *(güneş)* dir. Muhabbeti olmıyan veyâ bozuk olan, kendine gelen feyzleri alamaz. 


Riyâzet çekmek, her türlü sıkıntılara katlanmak, feyz almaya yaramıyor. İllâ ki *(sevgi)* şart. Kendine gelen feyzi alabilen, dünyâyı *(hayâl)* görür. Biz de *(Hayât hayâldir)* diyoruz ya her zaman. 


Televizyonda görülenlerin *(hayâl)* olduğu gibi. Çocuk, onları sahici sanır. Biz de, çocuklar gibi dünyâyı sahici zannediyoruz. Hâlbuki Hayâl bunlar, hayâl. *(Hayât hayâldir)* kardeşim. 


İmâm-ı Şâfi’î hazretlerinin bir kitâbı var, İsmi, *(Kitâb-ı Üm)* Buradaki fetvâlardan birini, Efendi hazretleri şöyle anlatdı: 


Bir odada, bir tasın içinde *(yoğurt)* bulunsa, oradan bir köpek, ağzı yoğurt bulaşıklarıyla çıksa ve gidip bakılsa ki, yoğurt tasında köpeğin ağzı kadar yer eksilmiş. Bu köpek o yoğurtdan yemiş midir? 


Bu suâle, İmâm-ı Şâfi’î hazretleri; *(Yerken görülmediği için yememişdir)* buyuruyor. Bir mahalle imâmı, bu fetvâya kalben îtiraz edermiş. 


Bu imam da, sözü geçen ve sevilen biriymiş. Kurban Bayramında bâzı kişiler, teberrüken kurbanlarını ona kesdirirlermiş. O da sırayla kesermiş kurbanlarını. 


Bu hoca, bir evden bir eve giderken abdesti sıkışmış. Tenhâ bir yere gitmiş. O esnâda devriyeler bunu yakalamışlar. Meğer tam o yerde, o gece bir *(cinâyet)* işlenmiş.


Bu hocayı da, elinde kanlı bıçak, üstübaşı da kanlı olarak bulunca, *(katil)* diye tutup kadıya götürmüşler. Kadı, hükm vermek için, *(Kitâb-ı Üm’ü)* açmış.


İmâm-ı Şâfi’î hazretlerinin yoğurt fetvâsını okumuş ve askerlere sormuş: *(Siz bunu, o adamı öldürürken gördünüz mü?)* Onlar da; (Görmedik) demişler. 


Kadı Efendi, *(Öyleyse bu katil değil)* demiş. Bu imâmın beğenmediği fetvâ, kendi hayâtını kurtarmış ve bu hâline tövbe etmiş. Bir şeyler okuyup İmâm-ı Şâfi’î hazretlerine hediye etmiş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder