Hüseyin Hilmi bin Saîd hazretlerinden sohbetler

 *Hüseyin Hilmi bin Saîd hazretleri buyuruyor ki:*


*(Cihâd)* etmek, harbetmek değildir. Harb etmeği hükümet yapar kardeşim. Hükümet bize izin verirse, onun emrinde cihâd yapılır. 


Biz kendi kendimize cihâd yapamayız. Kendi kendimize cihâd, *(emr-i mâruf)* dur. Yâni Allahın dînini yaymakdır. Biz bunu yapıyoruz işte. 


Elhamdülillâh. Allahın dînini, *(söz)* ile, *(kitap)* ile yayanlar, beden ile yâni kılıç ile dövüşerek cihâd edenlerden daha kıymetli ve hayrlıdır. 


İşte Allahü teâlâ bâzı kullarına *(hâdî)* ismiyle tecellî etmiş, yâni onlara hidâyet nasîb etmiş, bunları kendi hizmetinde kullanıyor. 


Allahü teâlânın bir de *(mudil)* sıfatı, yâni dalâlete götürücü sıfatı vardır. Bu dalâlete gidenler de, hidâyete erenlerin yapdıklarının tersini yapmaya çalışırlar.


Allahü teâlâ, mülkün sâhibidir. Neden böyle yapar? suâl edemeyiz. Sebebini O bilir. Yâni *(hidâyet)* de, *(dalâlet)*  de, Allahü teâlânın takdîridir. 


Hidâyete erecek olan kullarını, bir *(mürşid-i kâmil)* ile karşılaşdırır. O mürşid-i kâmil, aynen mıknatısın cevheri çekdiği gibi, kendisine tâbi olacakların hepsini kendine çeker. 


*(Kendi)* si çeker, *(kitap)* ları çeker, *(talebe)* leri çeker, ama eninde sonunda çeker. Sevindirici haber şudur ki, bu büyükleri seven, şakî olmaz, yâni mürted olmaz. 


Amaaa, hâlisen değil de, şeklen inanır ve bunun kıymetini bilmezse, bu sefer mudîl sıfatı tecellî eder ve *(mürted)* olur. Allah korusun. Mürted olarak giden çok vardır. 


Çünkü bu verilen hidâyet sıfatının gereğini yerine getirmediği, ni’metin kıymetini bilmediği için, elinden gitmişdir. Öyleyse biz, elimize geçen bu ni’metin kıymetini bilelim, bu fırsatı iyi değerlendirelim kardeşim. 


Bu beden, bu îmân, bu ahlâk, bu fırsat çok kıymetlidir. Bize, hem *(îmân)*, hem de *(hizmet)* ihsân edildi. Bunlardan daha büyük ni’met düşünülemez. Elimizden gitmemesi için çalışalım. 


Bir gayri müslim; *(Müslümânlık çok kolay, eğer müslümânlık dünyâya anlatılsa, bütün dünyâ müslümân olur)* diyor. Bir kız söylüyor bunu, hem de fransız. 


İşte biz, o kızın dediği işle uğraşıyoruz. Yâni müslümânlığı bütün dünyâya anlatmağa çalışıyoruz. Arapça, fransızca, ingilizce, alamanca kitaplarımızla, hep dünyâya islâmiyeti tanıtmağa öğretmeğe çalışıyoruz. 


Çünkü biliyoruz ki, müslümânlığı doğru öğrenen, seve seve müslümân olur. İslâm dîni, kadınlara kızlara iltimas ediyor, kolaylık gösteriyor. Fakat kâfirler tam tersini söylüyor, yalan söylüyor, böylece gençleri aldatıyorlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder