Hüseyin Hilmi bin Saîd hazretlerinden sohbetler

 *Hüseyin Hilmi bin Saîd hazretleri buyuruyor ki:*


Evliyâ-yı kirâmdan Ebül Hasan-i Harkânî hazretlerine sormuşlar, demişler ki: (Yâ imâm! Allahü teâlâ İsteyin vereyim, buyuruyor ama istiyoruz, vermiyor.) 


Büyük Velî, onlara cevâben; *(İstemesini bilmiyorsunuz. Allahü teâlâ duâyı kabul eder, ama hangi ağızdan çıkan duâyı kabûl eder?)* buyurdu. 


Dînini yaymak hizmetinde kullanıyor bizleri Allahü teâlâ. Çok büyük ni’mete mazhar olmuşuz kardeşim. Elham-dülillah, çok şükür Allahımıza. 


Bu ni’met, bütün dünyâ ve âhiret ni’metlerinden daha üstündür. Çünkü peygamberlik vazîfesidir bu. Peygamberlerin *(vârisleri)* dir bu hizmeti yapanlar. 


Bir yere kıymet veren, o yerin sâhipleridir, orada bulunanlardır. Onun için, bu ni’meti bize ihsân eden Rabbimize hamdolsun kardeşim. Elhamdülillah, elhamdülillah, elhamdülillah.


Bu büyük ni’metin karşısında dünyâ zevkleri, dünyâ malları ne kalır ki? Hiç. Onun için bu dünyânın hayrına ve şerrine, varlığına ve yokluğuna hiç üzülmemelidir, olsa da olur, olmasa da. 


Allahü teâlâya kavuşmak, dört kademede olur kardeşim. Bunlar, *(arkadaş)* da fânî olmak, *(hoca)* da fânî olmak, *(Peygamberimiz)* de fânî olmak ve *(Allahü teâlâ)* da fânî olmak. 


Bunların içinde en zor olanı, arkadaşda fânî olmakdır. Çünkü efendim, arkadaşda fânî olmanın binlerce engeli vardır. 


Nefs engeli, menfaat engeli, şeytan engeli vardır. Eğer bunlar aşılırsa, hocada fânî olmak kolay olur. Hele hele Peygamber Efendimizde fânî olmak, çok daha kolay olur. 


Bundan sonra, insan zâten *(Fenâ fillah)* olur, yâni Allah’da fânî olur. Peki efendim, fenâ ve bekâ ne demekdir? 


*(Fenâ fillah)* demek, ben Rabbimi canımdan, malımdan, ailemden, çoluğumdan, çocuğumdan, velhâsıl her şeyimden daha çok severim, demekdir. 


*(Bekâ billah)*, Rabbim beni çok seviyor demekdir. Yâni sen, Allahü teâlâyı seveceksin, sonra da Allahü teâlâ seni çok sevecek. Ona fenâfillah ve bekâbillah derler. İşte *(tasavvuf)* budur. 


Âhirete aklı ermiyenlere, akıllı denmez. Eğer kelime-i şehâdet, kelime-i tevhîd getirmiyorsa, buna akıllı denmez efendim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder