Hüseyin Hilmi bin Saîd hazretlerinden sohbetler

 *Hüseyin Hilmi bin Saîd hazretleri buyuruyor ki:*


*Abdülhakim Arvasi Efendi* hazretleri Bâyezid câmiindeki vaazlarında hiç bilmediğim şeyleri söylerdi, anlatırdı. Ben de cep defterimi çıkarıp, onları *Not* ederdim, sonra okurum diye. 


Ama Mübârek; *Not etmeyin, yazmayın, dinleyin!* derdi. 


Hakîkaten o not etdiklerimi okumak nasîb olmuyor. Vakit bulamıyorum. Fakat Ondan dinlediklerimi hiç unutmuyorum, hep hâtırımda. Not etdiklerimse defterde kaldı. Hiç okuyamıyorum.


Efendi hazretleri, *Not etmeyin!* deyince, üzülürdüm. Câhillik işte, kendi kendime; *Niçin not etmemize mâni oluyor?* derdim. Niçin? Meğer sebebi buymuş. Okumak nasîb olmazmış. 


O, ne yapardı? Kalbinden söyler, kalbimize yerleşdirirdi. Çünkü *Kalp* den çıkan, *Kalbe* girer ve yerleşirmiş. Ağızdan çıkan sözler, kalbe girmez ki yerleşsin. 


Kalpden, *Allah rızâsı* için çıkan sözler, dinliyenin kalbine yerleşir. *Mübâreğin* sözleri, *Evliyâ-i kirâm* ın sözleri kalplere yerleşir kardeşim. 

********

Bu bizim büyüklerimiz, Peygamberlerin *Vârisleri* dir, *Vekîlleri* dir. Ne mutlu onları tanıyanlara. *Sevmek* şöyle dursun, *Tanımak* bile ne büyük ni’met. 


Hele tanıdıkdan sonra bir de *Sevdi* mi, seâdete kavuşdu demekdir. *Feyz* yolu açılır o zaman. Feyz gelmeğe başlar kalpden kalbe. 


Bu zamanda kurtulmanın bir tek *Çâre* si var efendim, iki değil. Nedir o? Kurtulanlarla *Berâber* olmak. 


Peki, kurtulanlar kimlerdir? *Ehl-i sünnet* âlimleridir, *Allah* dostlarıdır. *Evliyâ* zâtlardır. Meselâ *Abdülhakim Efendi* hazretleridir. 


İyi ama, biz Efendi hazretlerini görmedik ki. Görmedik ama, *Tam İlmihâl* kitâbı, onun sözleriyle dolu. Her zaman söylüyorum, benim ömrüm *Aramak* la geçdi. 


Neyi aramakla? *Efendi* den öğrendiğim bilgilerin kaynağını, senedini, vesîkasını bulmak için, *Bin* den fazla kitap karışdırdım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder