Rumeli velîlerinden Sofyalı Bâlî Efendi

Bâlî Efendi, Rumeli’de yetişen büyük velîlerdendir. Bugünkü Arnavutluk sınırları içinde kalan Ustrumça’da doğdu. 1553 (H.961) senesinde, bugün Bulgaristan’ın başşehri olan Sofya’da vefât etti... ON BİN TALEBE YETİŞTİRDİ

Küçük yaştan îtibâren ilim öğrenmeye başlayan Bâlî Efendi, Sofya ve İstanbul’da ilim tahsil etti. İstanbul’da Kâsım Çelebi’nin hizmetine girdi. Kısa zamanda kemâle gelip olgunlaşan Bâlî Efendi, ahlâkta güzel, amelde gayretli, ilimde üstün oldu. On binden fazla talebesi arasında, en meşhûr ikisi; Kurd Efendi ve Nûreddînzâde Muslihuddîn Efendilerdi. Yavuz Sultan Selîm Hanın kâdıaskerlerinden Sarıgürz Nûreddîn Hamzâ Efendiye de mektuplar yazıp nasîhat ederdi. Bir nasihatinde şöyle buyurdu:

Ey oğul! Devamlı cömert ol. Allahü teâlânın sana rızık olarak verdiği şeylerde cömert ol. Cimrilikten, hasedden, kin ve hîleden sakın. Çünkü, cimri ve hasedci kimsenin yeri Cehennem’dir. Hiçbir zaman hâlini insanlara açma. Zâhirini süsleme. Çünkü zâhirini süslemek, bâtının harâb olmasındandır. Rızık konusunda Allahü teâlânın vaatlerine güven. Çünkü Allahü teâlâ, her canlının rızkını vereceğine dâir kefil oldu. İnsanlardan hiçbir şey bekleme. Hakkı söyle. Mahlûkâttan hiçbirisine meyletme. Mâlâyânîyi terk et...” 

Hayâtını İslâm dîninin emir ve yasaklarını öğrenmek ve insanlara anlatmakla geçiren Sofyalı Bâlî Efendi, Sofya yakınındaki Salâhiyye’de vefât etti ve orada defnedildi. Vefat ederken şu beyti söylemiştir:

“Hûr-ı în’in düşme dâm-ı zülfüne zâhid gibi/Geç hevâsından behiştin maksad-ı Aksayı gör!” Yâni: “Cennet hûrilerinin zülfünün tuzağına düşme. Cennet’in nîmetlerine de bakma, asıl maksadı gör. Allahü teâlânın rızâsını gözet!” 


ALTINLAR KADIYA TESLİM EDİLDİ

Bu mübarek zatın kabri kazılırken, bir küp altın çıkarıldı. Hepsi de kâdıya teslim edildi. Uçlardaki derviş gâzilerin her halleriyle yakînen ilgilenen zamanın pâdişahı Kânûnî Sultan Süleymân Hana durum arz edildi. Mezarından çıkan altınlarla kabri üzerinde bir dergâh ve câmi yapılmasını emretti. Bu işle Fâtih Sultan Mehmed Han devri âlimlerinden Ali Kuşçu’nun torunu Sofya kâdısı Abdurrahmân bin Abdülazîz Efendi’yi vazîfelendirdi. Sonunda güzel bir dergâh ile zarîf bir câmi inşâ edildi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder