Hüseyin Hilmi bin Saîd hazretlerinden sohbetler

 *Hüseyin Hilmi bin Saîd hazretleri buyuruyor ki:*


*Efendimiz*’in güzelliği, *Yûsuf* aleyhisselâmın güzelliğinden daha *Fazla*’dır. Nitekim *Âişe* vâlidemiz, Peygamber Efendimize buyurmuş ya: 


*Yûsuf* Peygamberi gören kadınlar, *Seni* görmüş olsalardı, *Parmak*’larını değil, *Kalp*’lerini doğrarlardı da yine hiç *Acı* duymazlardı. Böyle buyurmuş efendim.


*Efendi* hazretleri buyurdu ki: Dînimizin bütün *Emir* ve *Yasak*’larını bilen ve hepsini *Yerine* getiren bir kimsenin, âhiretde azabdan *Kurtulma* ihtimâli vardır. Yâni kurtulabilir. 


Ama, bu yolun *Büyük*’lerine muhabbeti olanın, *Kurtulmamak* ihtimâli yokdur. Neden? Çünkü bu *Büyük*’ler, aldıkları emânete *Sâhip* çıkarlar. 


Ona herşeyi öğretirler, yetişdirirler ve âhiretde elinden tutup, tâ *Cennet*’in içine kadar götürür, hattâ *Köşk*’ünü bile ona gösterip; *İşte, senin köşkün şu!* derler. 


Efendim her *Yol*’un, kendine has bir husûsiyeti vardır. Bu Büyüklerin *Yolu*, aldıklarını *Cennet*’in içine kadar götürürler. 


Ötekiler, nihâyet otobana çıkarırlar ve derler ki: *Bak kardeşim, işte Cennete giden yol, budur. Sağa sola sapmadan gidersen, netîcede Cennete varırsın*. 


Onlar *Bu* kadar yaparlar. Bundan sonrası o *Kimse*’ye kalmış. 


Bu yolun *Büyük*’leri ise o *Kimse*’nin elinden tutarlar, tâ ki *Cennet*’in kapısına kadar götürürler, hattâ *Birlikde* içeri girerler, hattâ makâmını, *Köşkünü* bile gösterir, sonra bırakırlar.


Dünyânın en tâlihsiz, en bedbaht, en şanssız insanı, bu *Büyük*’leri tanımıyandır kardeşim. Çünkü bu Büyükleri *Tanıyan*’lar ve *Seven*’ler, yarın âhiretde kurtulacak. 


*Tanımıyan* ve *Sevmiyen*’ler, kurtulamıyacak. Bir de tanıdığı hâlde *İstifâde* etmiyen insanlar var. Peki, tanıdığı hâlde istifâde etdi mi, etmedi mi? 


Bu nasıl anlaşılır? Eğer o kimse, *Âhiret* menfaatini, *Dünyâ* menfaatinin üstünde tutuyorsa, *İstifâde* ediyor demekdir. Yok, bunun *Tersi* ise, hiçbir şey alamamışdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder