Dinde reform etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dinde reform etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Abduh'un zehirli fikirleri

Biz müslimânlar, târîh boyunca, *yalancı din adamlarından, iftirâcılardan,* çok ibret dersi aldık. Bir zemânlar, *ibni Teymiyye,* orta şarkın îmânını yıkmağa kalkışmıştı. 


*Ehl-i sünnet âlimleri, onun haddini bildirdi.* 


Binlerce ilim kitâbı, onun çürük fikirlerini red ederek, rezîl eylediler.


1800'lerin sonu, 1900'ların başında, *Mısır'da Abduh isminde biri, masonlarla işbirliği yaptı.* 


Hıristiyanlıkta *protestanlık* adında melez bir zümre çıkarıldığı gibi, bu sapık da, *Ehl-i sünneti beğenmeyip, islâmiyete garbın dinsiz felsefesini* sokuşturmağa kalkıştı. Bu da, cevâbını aldı. 


Fekat ne yazık ki, *Kâhire mason locası başkanı olan Abduh'un* zehrli fikrleri, bir yandan *Mısır'da Câmi’ul-ezhere* yayıldı.


Böylece Mısır'da, *Reşîd Rızâ ve Ezher medresesi Rektörü Mustafâ Merâgî ve Kâhire müftîsi Abdülmecîd Selîm ve Mahmûd Şeltüt ve Tentavî Cevherî ve Abdürrâzık pâşa ve Zekî Mubârek ve Ferîd Vecdi ve Abbâs Akkâd ve Ahmed Emîn ve Doktor Tâhâ Hüseyn pâşa ve Kâsım Emîn gibi (Dinde reformcular)* türedi. 


Bir yandan da, üstâdları *Abduha yapıldığı gibi, bunlara da ilerici islâm âlimi denilerek, kitâbları türkçeye terceme edildi*. 


*Birçok din adamının doğru yoldan kaymasına sebeb oldular.*

Büyük islâm âlimi, *14. asrın müceddidi olan Seyyid Abdülhakîm Arvasi* “rahmetullahi aleyh”, 

*(Kâhire müftüsü Abduh, islâm âlimlerinin büyüklüğünü anlıyamamış, islâm düşmanlarına satılmış, sonunda mason olarak, islâmiyeti içerden yıkan azılı kâfirlerden olmuştur. İzmirli İsmaîl Hakkı, Ömer Rıza Doğrul, Hamdi Akseki ve Şerâfeddîn Yaltkaya ve Şemseddîn Günaltay ve Mustafâ Fevzî ve Konyalı Vehbî ve Muhammed Âkif ve dahâ nice din adamları, onun kitâblarını okuyarak tesîri altında kalmışlar, çeşitli yollar tutmuşlardır)* buyurdu.


Kaynak: Hak Sözün Vesikaları

Ehl-i sünnet âlimlerinin felsefe ile hiç alâkaları yokdur

~~~

Dinde reformcu diyor ki,

*(Dîni bu hâle, ya’nî nazarî felsefe hâline getiren, sonra gelen islâm âlimleridir. Bir takım ta’rîf ve tahdîdler sokdular. Kısmlara ayırdılar.)*

~~~

Cevap:

Dîne ta’rîfler, tasnîfler, sınırlar koyarak, felsefe hâline getirmek suçu ile, islâm âlimlerine çatmakdadır. 


Hâlbuki, *Ehl-i sünnet âlimlerinin felsefe ile hiç alâkaları yokdur*. Çünki onlar, *felsefecilerden çok yüksekdirler.*


Şu kadar var ki, *Emevîler zemânında, üç kıt’aya yayılan müslimânlar, çeşidli kâfirlerle* karşılaştılar. 


Hâricî, mu’tezile gibi *bozuk fırkalar da meydâna çıkıp, yeni müslimân olanları aldatmağa* başladılar. 


Ehl-i sünnet âlimleri *müslümânların dinlerini korumak* için *çeşidli dinlere ve felsefecilere ve zındıklara* cevâb vermek zorunda kaldılar. 


Onlara, *istedikleri gibi ve felsefelerine uygun cevâblar* hâzırlayarak, *kelâm ilmini* her tarafa yaydılar. Böylece, *gençlerin aldatılmasını önlediler.* 


*Bu hizmetlerini övmemiz, onlara şükr ve düâ etmemiz lâzım iken, onları bu yüzden kötülemeğe kalkışmak, bir müslimâna yakışır mı?*


Faideli Bilgiler - Sayfa 119, 120

Allahü teâlâ İslâmiyyeti koruyacağına söz vermişdir

Dinde reformcu Mısırlı Reşid Rıza, kendi kendini övmekde, *(zındıkların kerâmeti kendinden menkûldur)* sözüne uygun olarak, kendi yazdığı *(el-Menâr)* mecmû’asını, *göklere çıkarmakdadır*. 


Hâlbuki, bu mecmû’asında, *masonları, dinde reformcuları, islâm âlimi olarak göstermekde,* bunlar *dîni yenileyecek* diyerek, *islâmiyyeti ilk şerefli mevkı’îne çıkarma vazîfesini onlara havâle* etmekdedir. 


*Sanki islâmiyyet bozulmuş, islâm kitâbları değişdirilmiş, doğru din kitâbı kalmamış da, onlar düzeltecek*. 


Onun *sinsi yazıları altında yatan yılanın kusduğu zehr* ise *Ehl-i sünneti yıkmak, Ehl-i sünnet kitâblarını yok etmek, Eshâb-ı kirâmın yolunu gösteren bu kitâblar* yerine, *masonların, islâmı içerden yıkmağa çalışan, kendisi gibi, dinde reformcuların kitâblarını koymak,* kısaca, *Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” ve Eshâb-ı kirâmın yolunu, islâm dînini yok etmekdir.* 


*Dinde reformcuların, islâmı ıslâh edeceğiz diyenlerin maksadları, gâyeleri, işte budur.* 


Eshâb-ı kirâmın yolunu gösteren, Ehl-i sünnet âlimlerine saldırmaları, onların *bu alçak gâyelerini apaçık göstermekdedir.*


Kendilerini müslimân şekline sokarak, islâm dînini içerden yıkmağa uğraşan böyle sinsi kâfirlere *(Zındık)* da denir. 


*Zındıklar câhilleri aldatabilir. Müslimânların çoğunu bozabilirler. Fekat, müslimânlığı bozamazlar.* 


*Allahü teâlâ, islâmiyyeti koruyacağına söz vermişdir.*


Faideli Bilgiler - Sayfa 114

İslâmiyet kıyâmete kadar bozulmayacak

Dinde reformcu diyor ki:

*(İlm, tefekkür ve istidlâl sâhibi gerçek âlimlerin birer birer ortadan çekilmesiyle sonradan gelenler, sâdece onların söylediklerini harfi harfine nakl ediyorlardı. Zemânın geçmesiyle bunların fâidesi de kalmadı)*


Cevap: Dinde reformcu, sonra gelen din adamlarını kötülemekle *(Her yüz senede bir müceddid gelir. Bu dîni kuvvetlendirir)* hadîs-i şerîfini de inkâr etmiş oluyor. 


Evet, müslümânların bir kısmı bozuldu. *Yetmişiki bozuk fırka meydâna geldi.* 


Fekat, *müslümânların bir kısmının bozulması demek, islâmiyyetin bozulması demek değildir*. 


*Her asrda, her zemân, hiç bozulmıyan, Eshâb-ı kirâmın  yolundan ayrılmıyan, hakîkî, sâlih müslimânlar da vardı.* 


Hadîs-i şerîf, bunların her asırda mevcûd olacağını haber veriyor. Bunlara *(Ehl-i sünnet vel cemâ’at)* denir. 


*Ehl-i sünnet âlimleri dünyânın her yerinde, her asırda, insanları irşâd etdiler.* 


*Hiçbir süâli cevâbsız bırakmadılar*. 


Müslimânları, *bid’at sâhiblerinin ve dinde reformcuların yalanlarına aldanmakdan korudular.* 


*İslâmiyetin kıyâmete kadar bozulmayacağını, Allahü teâlâ haber vermiştir.* 


*Ehl-i sünnet âlimi demek, dört mezhebden birinin âlimi* demekdir.


Faideli Bilgiler - Sayfa 112, 114

Anlaşılmıyan şeyi inkâr etmek câhillik ve ahmaklık olur

Dinde reformcu,

*(Ne garîbdir ki, sizin şeyhlerinizin çoğu, dünyânın en meşhûr ve fâideli coğrafyasından yüz çeviriyor, görülemeyen âhıret için harîtalar çiziyorlar)* diyor.


Cevap: *İslâm âlimlerinin, aklın, fennin sınırları dışındaki ince bilgilerini, harîta çiziyorlar diyerek alay mevzûsu* yapmak, *zındıklıkdan ve islâm düşmanlığından başka ne olabilir?* 


İnsanın gözü, sıhhatte olduğu zamân, aydınlıkta görür. Karanlıkda göremez. İnsanın göğsünde *(Kalb)* denilen uzv içinde, *(Hakîkî kalb)* ve *(gönül)* denilen bir kuvvet vardır. 


Bu kuvvet sıhhatde iken ve *(kalb nûru)* varken birşeyler görür. 


Bunun görmesine *(Basîret)* ve gördüklerine *(Mükâşefe)* ve *(Şühûd)* denir. 


Hakîkî kalbinin sıhhatli, kuvvetli olması; zikr etmekle olur. 


Nemâz kılmak, Kur’ân-ı kerîm okumak da zikrdir. 


Kalblerin nûru, Resûlullahın mubârek kalbinden çıkar. Bu kalb nûruna *(Feyz)* denir. 


*Feyze kavuşmıyan kimse, mükâşefe sâhibi olamaz*. 


*Feyzler, Resûlullahın mubârek kalbinden yayılınca, muhabbet yolu ile Evliyânın kalblerine gelir.* 


*Hayâtdaki veyâ kabrdeki bir Velîyi seven müslimân, feyze kavuşur, mükâşefe sâhibi olur.* 


İnsanlara mahsûs olan *(Îmân)* inanmak ve *(muhabbet)* sevmek sıfatlarının mahalli de, gönül dediğimiz kuvvetdir.


*Abdülvehhâb-ı Şa’rânî ve bunun gibi, Allahü teâlânın çok sevdiği büyükler biz Cenneti, Cehennemi, Mevkıfı, Sırâtı, bu gözümüzle gördük demiyor. Hattâ, bu dünyâda görülemez diyorlar*. 


Bilinemez, anlaşılamaz, anlatılamaz bir hâlde kalblerimize keşf olundu. Rü’yâ gibi gösterildi diyorlar. Bu sırrı, sevdiklerine, mahremlerine haber veriyorlar. *(Men-lem yezuk lem-yedri)*, buyuruyorlar. Ya’nî *tatmıyan anlamaz* diyorlar. 


Anlaşılmıyan şeyi inkâr etmek câhillik ve ahmaklık olur. Anlamadığına, imkânsızdır, olamaz demek ise, bir taassubun, bir inâdın, yobazlığın ifâdesidir. *Bunun için, dinde reformcuya, fen yobazı diyoruz.* 


Faideli Bilgiler -Sayfa 108,109,110