TAHFÎF-İ RESÛLULLAH

TAHFÎF-İ RESÛLULLAH
“sallallahu teala aleyhi ve sellem”
Kütüb-i mu’teberede mezkûrdur ki;
Hazret-i Resûlü “mecrûh oldu (yaralandı)” deyu, yahud “kendi ya askeri mağlub oldu” deyu, ya “münhezim oldu” (yani hezîmete uğradılar) deyü ayıblasa (hafife alsa),
Yahud, “Resûlullah (sallallahu teala aleyhi ve sellem) bazı gazâlarında sındı (korktu, çekindi) dese,
Velhasıl Resûlullah’ın (sallallahu teala aleyhi ve sellem) izzet ve şerefine layık olmayan bir küçük nesne, ifade, şey isnâd etse; gerek tahkîr kasdıyle etsin, gerek kasd etmesin, söylemiş olması ile kâfir olması beynel eimme (müctehid imamlar arasında) muhakkık ve müttefik olub (ittifak ile hakk kabul edilmiştir), o kimseye tecdîd-i tevbe yani imana teklif olunur. Ederse; İmâm-ı A’zâm ve İmâm-ı Ebû Yûsuf ve İmâm-ı Şafiî (rahmetullahi teala aleyhim) katında tevbesi makbûle olub, katlden (öldürülmekten) kurtulur. Tevbe etmez ise, küfrü bakımından elbette katl olunur.
İmâm-ı Muhammed ve İmâm-ı Mâlik ve İmâm-ı Ahmed bin Hanbel katında tecdîd-i îmân ve tevbe ederse îmânı makbûl olub, lâkin tevbesi, zındığın yakalandıktan sonraki tevbesi gibi makbul olmayıb, onu katl etmek elbette hakk-ı resûl olmasındandır.
(Mir’at-ı Kâinât)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder