Cihad ne demektir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cihad ne demektir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cihat, ne demektir?

Büyük İslam âlimlerinden Seyyid Ahmed Mekki Efendi “rahmetullahi aleyh” hazretlerine, bir gün bazı sevdikleri;

- Cihat nedir efendim? diye sordular.

Cevabında;

- Cihad, devletin, ordunun, düşmanlarla, kâfirlerle, sapıklarla harb etmesi demektir, buyurdu.

Ve ekledi:

- Müslüman devlet olsun, kâfir devlet olsun, adil olsun, zalim olsun, kendi devletine isyan etmeye, vatandaş kanı dökmeye, birbirine saldırmaya cihad denmez. Fitne, fesat çıkarmak denir.

Nitekim;

- Peygamberimiz “aleyhisselam”; (Fitne çıkarana Allah lanet etsin!) buyuruyor.

Şöyle devam etti:

- Müslümanlar devlete karşı isyan etmez. Fitneye, isyana karışmaz. Kanunlara karşı gelmez. Ehl-i sünnet âlimleri, siyasete karışmamış, hükümette vazife almamış, yazıları ile, sözleri ile hükümet adamlarına nasihat vermişler, onlara hak ve adalet yolunu göstermişlerdir.

Cihâd ne demektir?

Cihâd, insanları ayaklandırmak, onları felâkete sürüklemek demek değildir.

 Cihâd nasıl olur? Cihâd evvelâ Müslümanlığı bizzat yaşayarak, hüsn-i hâl, güzel davranış, güzel huy ile olur, cihâd budur. Alışverişteki dürüstlük, konuşmasındaki tatlılık, huyundaki güzellik, komşu hakkına riayet, büyüklerine saygı hürmet, küçüklerine şefkat merhamet, hep bunlar cihâd işte. Önce hâl ile yaşayarak, sonra kâl [söz] ile anlatarak cihâd, o da âlimlere aittir. Herkes lisan ile cihâd yapamaz.

 Bilmezse, yanlış söylerse, felâkete sebep olur. Ne yapacaksın o zaman? Âlimlerin kitaplarını vereceksin. Al sana bir cihâd daha. Efendim çoluk çocuğunuzu felâketten koruyacaksınız. İşte güzel bir cihâd daha. Yoksa hükümetin kanunlarına karşı teşkilatlanmak, bilmem şunu bunu yapmak, fitnenin ta kendisidir.  ki: “El-fitnetü eşeddü minel-katl.” [Bakara, 191], “El-fitnetü ekberu minel- katl.” [Bakara, 217] “Fitne, adam öldürmekten dahâ büyük günâhtır” diye Kur’ân- ı kerîmde geçiyor. Hiçbir ferde, dinimiz böyle bir salahiyet vermemiştir. Nitekim böyle yanlış ve bozuk yollara girenler, şimdi ömürlerinden kalan günlerini hapishanelerde ödüyorlar.

 Niye Mübârek Hocamız daima, “Amân bulunduğunuz memleketin kanûnlara karşı gelmeyin, suç işlemeyin. Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmeyin, günâh işlemeyin” buyuruyorlar. Çünkü Müslüman suç işlemez, Müslüman günah işlemez, Müslüman faydalı insan demektir. Tarifi bu. Nasıl faydalı olunur? İşte her kaptan içindeki sızar, evvelâ içimizi faydalı yapacağız, içimizi düzelteceğiz, ağzımızdan çıkan söz boş olmayacak. Nerde kaldı ki, yalan, lüzumsuz konuşmalar...

(Enver Bin Nazif rahmetullahi aleyh)

Cihad ne demektir?

(Dürr-ül-muhtâr)da diyor ki, (*Cihâd*, bütün insanları, îmân etmeğe çağırmak, bu çağrıyı işitmelerine ve kabûl etmelerine mâni’ olan diktatörleri ile *devletin harb etmesidir.* 


*Ferdlerin cihâdı* ise, *mal ile, fikr ile ve her lâzım olanı yapmakla ve düâ etmekle* islâm ordusuna yardım etmekdir. 


Cihâd etmek farz-ı kifâyedir. 


Düşman hücûm ettiği zamân, kadın, çocuk bütün milletin devlete yardım etmeleri farz-ı ayn olur. 


Devlet hazînesinde para varsa, milletden, para, mal toplamak, tahrîmen mekrûhdur. 


Devlet malı yetişmezse, milletden yardım istemesi câiz olur. Zor ile aldığı yardımları, sonra ödemesi lâzımdır.)


*Cihâd yapabilmek için,* müslimânların kâfirlerde bulunan *harb vâsıtalarının hepsini yapmaları ve kullanabilmeleri ve sulh zemânında buna hâzırlanmaları* farz-ı kifâyedir. 


20. asrın sonlarında kâfirler her dürlü *neşr ve propaganda yolu ile soğuk harb* yapıyor. İslâmiyete durmadan saldırıyorlar. 


Gençleri aldatmağa uğraşıyorlar. 


Müslimân devletleri bir yandan *atom gücü, füzeler, jetler, elektronik âletler* yapmalı, öte yandan da kâfirlerin *soğuk harbine* karşı koymalıdır. 


*Kitâb, mecmû’a, gazete, radyo, televizyon ve filmler* ile *islâmiyyetin üstünlüğünü, fâidelerini*, hem müslimânlara, müslimân yavrularına öğretmeli, hem de bütün dünyâya yaymalıdır. 


Bunu yapabilmek için, islâm bilgilerinin *hem din, hem de fen kollarını iyi öğrenmelidir.* 


Millet de devletin bu çalışmalarına yardım etmelidir. 


İslâm medreselerinde eskiden fen bilgileri de okutuluyordu. 


*İslâma hizmet etmek ve din düşmanlarının yalanlarını, iftirâlarını yüzlerine çarpabilmek istiyenlerin*, bugün de, *en az lise bilgilerini ve Ehl-i sünnetin temel bilgilerini iyi kavramaları* lâzımdır. 


Bu ikisinden birinde eksiği olanların islâmiyyete fâideleri değil, zararları dokunur. Yarım âlim insanın dînini alır sözü meşhûrdur. 


Bunları erkekler yapmalıdır. Erkekler çalışınca, kadınlara yapacak hiçbir ağır iş kalmaz. 


Devlet her köyde Kur’ân kursları açmalı, kız, oğlan her çocuğa *Kur’ân ve ilm-i hâl öğretmelidir.* 


Bu vazîfeyi ihtiyârlar ve hanımlar yapmalıdır. 


Her müslimânın, din bilgilerini öğretdikden sonra, *oğlunu liseye ve üniversiteye göndermesi lâzımdır.* 


*Müslimânlar çocuklarını okutmazsa, devlet işleri, idâre ve kumanda makâmları, propaganda vâsıtaları, teşrî’ ve icrâ organları kâfirlerin, mürtedlerin elinde kalır. Küfrü yayarlar. Müslimânlara işkence yaparlar.* 


İslâmiyete hizmet etmek için, *erkeklerin üniversiteyi bitirmeleri ve dahâ da çalışmaları* lâzımdır. 


*İslâm ile küfr, hergün çarpışıyor.* 


Birisi, elbette ötekini yenecekdir. Bu ölüm kalım savaşına katılmıyan, bu korkunç savaşdan haberi bile olmıyan ahmaklar, dünyâda da, âhıretde de cezâ, azâb göreceklerdir. 


*İslâm düşmanları ile savaşan hükûmete* elinden geldiği kadar *yardım edenler*, *cihâd, gazâ sevâbına* kavuşacaklardır. 


*İslâm bilgilerinin yayılmasına mâni’ olan ve gazeteleri, radyoları ve televizyonları ile islâm dînine saldıran, milletlerini sömürerek, bütün gelirlerini kendi zevk ve eğlenceleri için insanları köle yapmak için kullanan azgın, zâlim kâfirlere karşı cihâd yaparak, ma’sûm insanları bunların pençelerinden kurtarmamız ve se’âdete kavuşdurmamız emr olundu.* 


Bu emr, bu ibâdet, *devlete, cihâd ordusuna yardım etmekle olur.*


*Devletden iznsiz yapılırsa, cihâd değil, fitne çıkarmak ve anarşi olur*. 


Allahü teâlâ çalışana yardım eder. Boş oturanı sevmez ve yardım etmez.


Faideli Bilgiler 366-367