Aşık Olmak Günah Mı ?

Aşık Olmak Günah Mı ?

Günah işlememek şartı ile birini sevmekte mahzur var mıdır?

Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (İman edenler arasında kötülüğün, hayâsızlığın yayılmasını isteyenler ve sevenler için dünyada da ahirette de elim bir azap vardır.) [Nur 19]

Sevgi, insanın elinde olmayan bir duygudur. İffeti, yani namusu korumak ve günah olan işlerden kaçmak şartı ile birine karşı sevgi duymakta mahzur yoktur. Hatta iffetini koruyarak sevgisini gizlemek çok sevaptır.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Aşkını gizleyip, iffetini muhafaza ederek ölen şehittir.) [Hakim, Hatib]

(Aşkını gizleyip, iffetini muhafaza ederek, sabredenin günahlarını, Allahü Teâlâ affedip Cennetine koyar.) [İbni Asakir]

Demek ki, dinimizde iffeti muhafaza etmek ve sevgisi sebebiyle günah işlememeye sabretmek, çok sevaptır. Çünkü genel olarak sevgi insanı kör ettiği için, insanın kendisini günah işlemekten alıkoyması zordur. Zor olan işleri başarmanın sevabı da büyük olur.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ümmetimin üstün olan kimseleri, aşk belasına maruz kalınca iffetini muhafaza edenlerdir.) [Deylemi]

İffetlinin eşi de iffetlidir
İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki: 
(Aklı dinlemeyen, en çok ona isyan eden şehvettir. İnsanların, başkalarının ayıplamaları gibi sebeplerle bu şehvetten kaçınmaları faydalı ise de, büyük sevap alamazlar. Fakat günah işlemek için bütün imkânlara sahipken, ortada hiçbir korku yok iken, sırf Allah rızası için, Allah’tan korktuğu için şehvetine esir olmazsa, ona mani olursa, en büyük fazilete kavuşur. Bu derece Sıddıklar, şehitler makamıdır.)

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Haya, iffet, dile hakimiyet ve akıl, imandandır. Böyle kimselerin ahiret arzusu çoğalır, dünya hırsı azalır. Cimrilik, müstehcenlik, çirkin sözlülük, hayasızlıktan, nifaktan ileri gelir. Böylelerinde dünya hırsı çoğalır, ahiret arzusu azalır.) [Beyheki]

Erkekler, iffetsiz olursa, yakınları da kötü yola düşebilir. Peygamber efendimiz, (Siz iffetli olursanız, kadınlarınız da iffetli olur) buyurdu. (Taberani)

İbni Neccar’ın bildirdiği (Zina eden, aynı şeye maruz kalır) mealindeki hadis-i şerif, iffetli olmayanın yakınlarının da, iffetsiz olabileceğini göstermektedir. İffetli olmaya gayret eden bunu başarır. (İffetli olmak isteyeni Allahü teâlâ iffetli kılar) hadis-i şerifi buna delildir. (Hakim)

Gayrı meşru işler, dünyada insan için yüzkarasıdır. Ahirette ise, azabı çok şiddetlidir. “Ben ölmem” veya “Cehennem ateşi bana zarar vermez” diyen varsa, dilediği kötülüğü işlesin!

Hadis-i şerifte buyuruldu ki: 
(Dünya için, dünyada kalacağın kadar çalış! Ahiret için, orada sonsuz kalacağına göre çalış! Allahü teâlâya, muhtaç olduğun kadar itaat et! Cehenneme dayanabileceğin kadar günah işle!) [Eyyühel veled]

Öleceğine inanan ve öldükten sonra başına gelecekleri düşünen, kötülük işleyebilir mi?

İffetli olmak için
İnsana en büyük zarar, kötü arkadaştan gelir. Kötü arkadaşlarla düşüp kalkan, kılavuzu karga olan nasıl her zaman temiz olabilir?

İyi insanlarla beraber olan kimse, bir müddet onlar gibi iyi iş yapmasa bile, onların yanında kötülük edemez. Hadis-i şerifte, 
(İnsanın dini arkadaşının dini gibidir) buyuruluyor. (Tirmizi)

Şu halde yapılacak iş, arkadaşlık edilen kimselere dikkat etmek ve kötü arkadaşlardan uzak durmaktır. Namuslu, iffetli yaşamak isteyene cenab-ı Hakkın bunu nasip edeceği din kitaplarında yazılıdır. Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İffet talep edeni, Allahü teâlâ iffetli kılar.) [Hakim]

İffetli olan, aile efradının da iffetli olmasını ister. Onları da kötülükten korur. Kendisi kötü olursa, bir gün çoluk çocuğu da Allah saklasın kötü yollara düşebilir. Çocuklarının iffetsiz olmasını hangi ana-baba isteyebilir?

Çocuklara iyi örnek olmak gerekir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İffetli olursanız, kadınlarınız da iffetli olur. Ana-babanıza ihsan ederseniz, çocuklarınız da size ihsan eder!) [Taberani]

Mâlikimin mülküne mihmân oluram kime ne

Mâlikimin mülküne mihmân oluram kime ne 
Sâni'in sun'un görüp hayran oluram kime ne 

Gâh oturup derd evinde beklerem Eyyûb gibi 
Dost yolunda cân verip kurbân oluram kime ne 

Gâh olur perrende-vârî seyr ederem âlemi 
Gâh durup bir kuşede pinhân oluram kime ne 

Gâh firâk-ı hasret-i yâr ile mahzun oluram 
Gâh açılıp gül gibi handan oluram kime ne 

Gâh oluram çok muhannet bir megesten korkaram 
Gâh olur ki bir kağan arslan oluram kime ne 

Gâh olur eğnime şaldan giyerem atlas harîr 
Gâh olur ki soyunup uryân oluram kime ne 

Gâh Nesîmî-veş bu cismim cildini üzdürürem 
Her belâ çevgânına kalkan oluram kime ne 

Ûmmîyem ben zerre denli ilme yoktur takatim 
Gâh olur ilm ile bî-pâyân oluram kime ne 

Gâh giderem halk içinde lâübâli söylerem 
Gâh huzr-ı pîre varıp fân'oluram kime ne 

Gâh girip bâzâr-ı aşk içre oluram muhtesib
Hakkı bâtıldan seçip irfan oluram kime ne 

Gâh olur ehl-i cehennem yakaram bu âlemi 
Gâh behişte hûrî vü gılman oluram kime ne 

Gâh girip zindan içinde beklerem Yûsuf gibi 
Mısr-ı dilde gâhî de sultân oluram kime ne 

Gâh gönül bahri coşup ağzım döker dürdaneler 
Gâh olur bildiklerim nisyân oluram kime ne 

Pîr-i Sâmî şeyhimizdir ben bir ednâ Sâlih'em
Sayesinde vâsıl-ı cânân oluram kime ne

Bedensiz bir güzel gördüm efendim

Bedensiz bir güzel gördüm efendim 
İlikten damardan kandan içeru 
Cânân illerinden sordum efendim 
Bir cân vardır gizli candan içeru 

Niceleri vardır hicran gölünde 
Çok Mansurlar vardır zülfün telinde 
Hakîkat şehrinde cânân ilinde 
Bülbüller var o gülşandan içeru 

"Kün fekân" emriyle döner bir dolâb 
Öğüdür âlemi misl-i âsiyâb 
İnceden incedir olunmaz hisâb 
Çok hikmet var "Kün fekân" dan içeru 

Geçmeyenler bilmez çarh-ı çenberi 
İçmeyenler bilmez âb-ı Kevseri 
Bir gece Pîrimden aldım haberi 
Mekân vardır lâ-mekândan içeru 

Gül bülbülü gördü çıktı kabından 
Bülbüller uyandı kalktı hâbından 
Pervaneler geçti âteş babından 
Azm eyledi gülistandan içeru 

Bu ne ayrılıktır bu ne iftirâk 
Benlik irâdesin elinden bırak 
Her neye bakarsan Hak gözüyle bak 
Gör neler var bu ekvândan içeru 

Pîr-i Sâmî gibi bâtın sultânı 
Ârif-i billahtır yoktur akranı 
Reşâdet babından açmış meydânı 
Çok merdân var o meydândan içeru 

Salih ne yatarsın uyan dediler 
Sıdk ile Allah'a dayan dediler 
Hak gizli değildir ayan dediler 
Çok ihsan var bu ihsandan içeru

Gel canını terk eyle ki cânân doğa senden

Gel canını terk eyle ki cânân doğa senden 
Hem kalbini pâk eyle ki irfan doğa senden 

Aldanma sakın sözlerine dîv-i recîmin 
Ver kuvvetini ruha ki vildân doğa senden 

Tevhîd topunu destine al "Hû"ya devam et 
Bir gün ola Haydar-sıfât arslan doğa senden 

Süfyânîlerin sözlerine eyle tahammül 
Sabr eyle gönül derdine derman doğa senden 

Ey murg-ı gönül âlem-i süflîde dolaşma 
Ulvîde olan ravza-i gülşan doğa senden 

Kibr ile hased eyleyüben olma muannid 
Ol asl-ı sehâ lutf ile ihsan doğa senden 

Dil şehrine gir mekteb-i irfana kadem bas 
Bul hâtemini hükm-i Süleyman doğa senden 

Cân vermede Cercis gibi ol derd ile Eyyûb 
Kati eylegör nefsini kurban doğa senden 

Yakûb oluben kûşe-i ihsanda karâr et 
Bir gün ola ki Yûsuf-ı Ken'ân doğa senden 

Tut dâmenini Hazret-i Sâmîgibi pîrin 
Ol rûh-ı Muhammed'deki seyrân doğa senden 

Salih seni terk eyleyip öz nefsini fehm et 
Zulmette yürü şems ile tâbân doğa senden

Nazar kıldım bu ekvâne bu esrarı nemî-dânem

Nazar kıldım bu ekvâne bu esrarı nemî-dânem 
Boyandım her bir elvâne bu esrarı nemî-dânem 

Ne bir zevk ü halâvet var ne bir zikr ü ibâdet var 
Ne bir an istirahat var bu esrarı nemî-dânem

Döner çarh-ı felek durmaz gelen gitmektedir kalmaz
iç ilden bir haber gelmez bu esrarı nemî-dânem 

Kimisi kîr ü pâs içre kimi zerrîn libâs içre 
Kimi köhne pâlâs içre bu esrarı nemî-dânem 

Kimisi cem'i mâl içre kimi fakr u melal içre 
Kimi ceng ü cidal içre bu esrarı nemî-dânem 

Kimi yapar kimi yıkar kimi hayran olup bakar 
Bu bir handır giren çıkar bu esrarı nemî-dânem

Kimi uçar havalarda kimi bekler yuvalarda 
Kimi gezer ovalarda bu esrarı nemî-dânem

Kiminin gönlü san'atta kiminin zevk u işrette 
Kiminin câh u devlette bu esrarı nemî-dânem 

Kimi Allah'ı zikr eyler kimi mâlını fikr eyler 
Kimi hâline şükr eyler bu esrarı nemî-dânem

Bu Salih bir sefil kuldur der-i Sâmî'de mes'uldür 
Meded pîrim bana bildir bu esrarı nemî-dânem

Bir meyden mestim ki ayık olmazam

Bir meyden mestim ki ayık olmazam
Sâni'in sun'una faik olmazam
Ne kadar medh etsem lâyık olmazam
Söylerem vasfını Pîr-i Sâmînin
Âşık Sâmî'nin sâdık Sâmî'nin cânân Sâmî'nin

İksîr-i a'zamdır Anın nefesi
Vücûdu enfâs-ı kudsün kafesi
Dest-i hayât ırmağının gurfesi
Dağılır elinden Pîr-i Sâmî'nin
Âşık Sâmî'nin sâdık Sâmî'nin cânân Sâmî'nin

Almıştır pîrinden âlî-himmeti
İlm-i ledünnîdir her bir sohbeti
Günbegün artmakta şân u şöhreti
Şildim Mevtasını Pîr-i Sâmî'nin
Âşık Sâmî'nin sâdık Sâmî'nin cânân Sâmî'nin

Anın dervîşleri kalmaz gaflette
Çoklarını irşâd eyler sohbette
Cemâlin görenler kalır hayrette
Mest olur yiğidi Pîr-i Sâmî'nin
Âşık Sâmî'nin sâdık Sâmî'nin cânân Sâmî'nin

Bir yüzü nurudur biri nârıdır
Kâmillerin bu bir büyük kârıdır
Hâlidî kolunun ser-hünkârıdır
Şeyhi Abdurrahman Pîr-i Sâmî'nin
Aşık Sâmî'nin sâdık Sâmî'nin cânân Sâmî'nin

Sâlih'em gâh yanar gâhî tüterem
Gâhî âteşlere canım ataram
Gâhî de andelîb olup öterem
Girip ravzasında Pîr-i Sâmînin
Âşık Sâmî'nin sâdık Sâmî'nin cânân Sâmî'nin

Dünyanın en sessiz yeri ve sessizliğin insanoğlu üzerine etkileri


Sessizlik günümüzde altın değerinde bir nimet. Ancak sessizliğin fazlasına da katlanmak imkansız. Bunun en iyi örneği, ABD’deki bir araştırma merkezinde bulunan “yankısız oda”.

Güney Minneapolis’teki Orfield Laboratuvarları’nda bulunan ve “dünyadaki en sessiz yer” olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na giren yankısız odada bugüne kadar en uzun süre dayanabilen kişi, içeride 45 dakika kaldı.

TANKLAR BİLE YANKISIZ ODALARDA DENENİYOR

Sesi yüzde 99.99 oranında soğuran yankısız odada çok uzun süre kalanlar halüsinasyonlar görmeye başlıyor.

Odadaki sessizlik, 1 metre kalınlığındaki fiberglas akustik dilimler, yalıtılmış çelikten çift kat duvarlar ve 35 santimetre kalınlığındaki beton kaplamayla sağlanmış.

EN FAZLA 45 DAKİKA
Orfield Laboratuvarları’nın kurucusu ve başkanı Steven Orfield, Daily Mail’e yaptığı açıklamada, “İnsanlara odada karanlıkta oturmaları için meydan okuyoruz. Bir gazeteci 45 dakika dayanabildi” dedi.

Kulakların sessizliğe adapte olduğunu ifade eden Orfield, “Oda ne kadar sessiz olursa o kadar çok şey duyarsınız. Kalp atışlarını, akciğerlerinizi, karnınızın guruldadığını… Yankısız odada siz ses olursunuz” diye konuştu.

Bunun insanlar için çok rahatsız edici bir deneyim olduğunu belirten Orfield, bu yüzden insanların odada oturmak zorunda olduğunu söyledi.


 SES YOKKEN HAREKET ETMEK MÜMKÜN DEĞİL
Orfield, “Yürürken yönünüzü çevrenizdeki seslere göre tayin edersiniz. Ama yankısız odada hiç ipucunuz yoktur. Dengenizi sağlamanızı ve manevra yapmanızı sağlamak için elinizde hiçbir şey yoktur. Eğer içeride yarım saat geçirecekseniz oturuyor olmanız gerekir” dedi.

Orfield Laboratuvarları’ndaki oda, NASA dahil ABD’deki birçok kurum ve şirket tarafından kullanılıyor. Su dolu bir tank içinde odaya giren astronotların, ne kadar zaman sonra halüsinasyona gireceklerine bakılıyor.

Sevdim seni seydâ-yı cihan hayır ve şerde

Bir kimseye kim yâr ola tevfîk-i hidâyet 
İrfan ile derya oluben kalbi coşar da 
Gönlünde tulü' eyler anın aşk u muhabbet 
Görün nice mahbûb-ı Huda var bu beşerde 
Sevdim seni seydâ-yı cihan hayır ve şerde

Bir yerde ki gül yoktur o gülşâneye varmam 
Hem sohbet-i pîr olmadığı haneye varmam 
Aşk ehlinin ahvâlini pervaneye sormam
Âşık olanın ciğeri yanar da pişer de 
Sevdim seni seydâ-yı cihan hayır ve şerde

Bu girye-i nâlânıma kıl merhamet ey şâh 
Pek güç bulunur sen gibi bir ârif-i billah 
Öğmüş de yaratmış seni Ol Hazret-i Allah 
Görün nice mahbûb-ı Huda var bu beşerde (1)
Sevdim seni seydâ-yı cihan hayır ve şerde

Ey zühd ile veren bana tebşîre-i cennet 
Biz münkir-i Mevlâ değiliz nâra ne minnet
Âşık olanın maksûdu matlûbesi rü'yet 
Görün nice mahbûb-ı Huda var bu beşerde 
Sevdim seni seydâ-yı cihan hayır ve şerde

Gösterme bana sensiz yeri ey Hazret-i Mevlâ
Bir yerde ki sen varsın o yer hep bana me'vâ
Aşkını vezîr eyledi gör hüsnünü Leylâ
Görün nice mahbûb-ı Huda var bu beşerde
Sevdim seni seydâ-yı cihan hayır ve şerde

Kim şeyhini Hak bilmedi Hakk'ı dahi bilmez
Yok eylemeyen varını maksûduna ermez
Sâmî gibi bir âşık-ı Yezdan ele girmez
Görün nice mahbûb-ı Huda var bu beşerde
Sevdim seni seydâ-yı cihan hayır ve şerde

Salih tutagör sıdk ile sen dâmen-i Pîri
Bu asrın Odur kâmili hem kutbu emîri
Hem şehr-i hakîkat ilinin mâh-ı münîri
Görün nice mahbûb-ı Huda var bu beşerde
Sevdim seni seydâ-yı cihan hayır ve şerde

Ne çare

Hakîkat şehrinde bir güzel gördüm
Bir göreni göremedim ne çâre
Sevdâ-yı aşkından yanıp kül oldum
Bir bilen yok soramadım ne çâre

Bir zaman bekledim Leylâ dağını
Bir zaman bekledim gül budağını
Bir zaman bekledim yâr otağını
Vâsıl-ı yâr olamadım ne çâre

Andelîbin işi âh u zâr olur
O nasıl güldür ki tezce hâr olur
Bir gönül kul olur gâh hünkâr olur
Ben bu sırra eremedim ne çâre

Bir gülün ki hân vardır yâr demem
Kansız dîdelere âh u zâr demem
Yüzünü görmeden yârim var demem
Ben bu yâri bulamadım ne çâre

Niceleri yâr der gönlü binada
Niceleri yâr der gönlü zinada
Nicesinin gönlü bey'ü şirâ'da
Bu yâr kimdir bilemedim ne çâre

Duydum ki yârimin yeri Kâf imiş
Dillerde söylenen kuru lâf imiş
Aslını sorarsan "nün" u "kâf" imiş
Pâyine yüz süremedim ne çâre

Meded Pîr-i Sâmî bir gör hâlimi
Bu Salih'e çok ettiler zulümi
Aç vuslat perdesin göster gülümi
Çok ağladım gülemedim ne çâre

Aslımdan bir haber veren yok bana

Bu fani dünyayı gezdim dolaştım
Aslımdan bir haber veren yok bana
Çok erenler sohbetine ulaştım 
Aslımdan bir haber veren yok bana

Hak i bad ü ab ı ateş bünyadım 
Suret-i beşerde ademdir adım
Bilmem cinni miyem yoksa div-zadım 
Aslımdan bir haber veren yok bana

Ben de bu derd ile iflah olmazam
Ruz u şeb ağlaram bir an gülmezem 
Kanden gelip gideceğim bilmezem 
Aslımdan bir haber veren yok bana

Arada söylenir bunca kîl ü kal 
Çokları özsüzdür çıkmaz bir meal 
Söyleyip dinlemek büyük bir vebal
Aslımdan bir haber veren yok bana

Acaib kalmşıam işbu insana 
Ekseri dönmüşler vahşi hayvana 
Ya ben mecnun yahud anlar divane 
Aslımdan bir haber veren yok bana

Abd i Hak beyninde yüzbin hicab var 
Her hicabda yüzbin sual cevab var 
Burada inceden ince hisab var
Aslımdan bir haber veren yok bana

"Men aref" sırrına vakıf olmadım 
Çok muhbire vardım haber almadım 
Hergiz bundan eşed bir derd görmedim 
Aslımdan bir haber veren yok bana

Yetmiş üç fırkanın sertacı benem 
Kangısına sorsam der naci benem 
Bildim ki cümlenin muhtacı benem
Aslımdan bir haber veren yok bana

Heva-yı hevesden ayık olmadım
Asla bir amele faik olmadım 
Esrar-ı pîrime layık olmadım 
Aslımdan bir haber veren yok bana

Azdan az bulunur dünyada kemal 
Nicesi eblehdir nicesi echel 
Kangısına sorsam der ben mükemmel
Aslımdan bir haber veren yok bana

Bir dar-ı meşakkat mülk-i fenadır 
Su üzre kurulmuş dipsiz binadır
Basiret ehline ibret-nümadır 
Aslımdan bir haber veren yok bana

Sana geldim pîrim Muhammed Sami
Sensin bu cihanın kutb u imamı
Def eyle gönlümden işbu gamamı 
Aslımdan bir haber veren yok bana

Nefsim bana çok eyledi inadı
Felek sillesini bende sınadı
Kırıldı Salih'in kolu kanadı
Aslımdan bir haber veren yok bana

Sen sana gel ey gönül kılma hased kibr ü riya

Sen sana gel ey gönül kılma hased kibr ü riya
Bu sıfatlarla tahalluk eden oldu eşkıya

Sıdk ile biat kılıp oldun mu ümmet Ahmed'e 
Kuru laf ile geçirip ömrü kaldın süfliya

"Evvelü ma halakallahu rûhî"dedi Resul 
Hem sahih ahbarla buyurdu hadis-i kudsiya

Ümmü'l-ervah olduğıyçün zatını setr eyledi 
Hem "Kulirrûhu min emr-i Rabbî"geldi kafiya

Akl-ı evveldir Muhammed Akl-ı küllün mazharı 
"Evvelü mâ halakallahu lî akl" sahib haya

Hem buyurdu "Evvelü ma halakallahu Levh el kalem"
Sure-i "Nun ve'l-kalem"den anlayıp kıl fehmiya

Alem-i amâ'da iken oldu esmalar tamam 
Hak buyurdu "ya habibim küntü kenzen mahfiya"

Hem "Fe ahbebtü "anın anında buyurdu Ahad 
"Ahsen-i Takvim" habibim dedi "sensin" Kibriya

Mazhar-ı nur oldu Ol nuru hayadan terledi 
Cebhesi vech-i terinden geldi cümle enbiya

Zatı ilmin mazharıdır kainatın mefhari 
Yüzünün nurundan aldı şems ile encüm ziya

Gözleri nur-u basardır "Gabe gavseyn" kaşları 
Vechi mirat-ı Hudâ'dır "kün fekân"ın şehriya

Dişleri dürr ü mücevher lebleri ab-ı hayat 
Nefhası Ruhül-Kudüs'dür ruhleridir münteha

"Lâ nebiyye ba'di" buyurdu Hatemü'l-mürselin 
Oldu anın ayağı tozu al ile tutiya

Kainatın mebdeidir sırr-ı Hakk'ın mahremi 
Geldi hakkında Anın "Veş-şems" ü "ven-necmi hevâ"

Parmağıyla çün işaret kıldı mah etti nüzul 
Şakk olundu secde kıldı şod muti-i mahiya

Tuttu dünyayı Muhammed ümmeti şark ile garb 
Geldi bunca alim ü zahid meşayih asfiya

Oturup taht-ı hilafet üstüne vârisleri
Alem-i mülk-ü bekaya gitti bunca evliya

Hamdulillah bize irsal etti Hak bir kâmili 
Mürşidimiz Hazret-i şeyhim Muhammed Samiya

Destigir ol Salih'e dünya ve mafîhada Sen 
Kıl şefaat hürmetine Pîr-i azam Nakşiya