Belâların Hikmeti

Hazret-i Mevlânâ'nın babası Sultânü'l-Ulemâ Hazretleri buyuruyorlar ki :


Bu dünyâda hâlden hâle geçmek, zahmet çekmek, belâya uğramak, öteki dünyânın nimetine, bu dünyânın nimeti ise öteki dünyânın belâsına vesîledir. Belânın hikmeti şudur. Bu dünyâda belâ, cevheri ortaya çıkaran mihenk taşı gibidir. Demir bir kaç gün demircinin dükkanında eziyet çekmeyince, cevheri ortaya çıkmaz, çıkmayınca da değer kazanmaz. Mü'min için bu dünyâ demirci dükkânıdır. Kezâ tohum bir kaç gün yer hapsinde gam ve kedere marûz kalmayınca ve hâlden hâle geçmeyince boy atmaz, meyve vermez. Tohum kara balçıkda zâyi olmayıp olgunlaşdığı gibi, belâya uğrayan insân da zâyi olmaz, kemâle gelir.

Bilesin ki âlemlerden her bir âlemin kapısında bir belâ vardır. O belâya uğramadan o âleme giremezsin. Nasıl ki cemâd âleminden geçmen için bir yere gömülmek, hapsolmak gerekdir, aynı şekilde hayvanlık âlemine gelmen için de, hayvanın dişleriyle parça parça olmak, hâlden hâle geçmek gerekir. İnsanlık âlemine gelmek için de ana rahminde hapsolmak gerekir. Dünyânın güzelliğini görmek için de doğumun ve ağlamanın eziyetini ve çocukluk zaaflarının bütün sıkıntılarını çekmek gerekir. Gayb âleminde yaşamak istersen, akla âid eziyetlere ve dünyâdaki boş şeylerden alakâyı kesmeye katlanman gerekir. Fânî âlemden geçmeden öteki âleme giremezsin. Beşeriyyet âleminden silinmeden, cemâlullah âlemine giremezsin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder