TÎR

TÎR*
"Her ki amuht ilm-i tîr ez men
Nihâyet merâ nişâne ne kert"
(Tuhfe-i İsnâ Aşere, Abdülaziz-i Dehlevî "kaddesallahu teâlâ sirreh")
"Ok atmasını öğrenenler, sonunda bizi hedef aldı"
----
TÎR* : (farisî, ok)

ŞÂİR

ŞÂİR
"Efendi hazretleri (Esseyyîd Abdülhakîm Arvâsî) takdîr ederdi, Abdülhakk Hamîd'i.
Abdülhakk Hamîd, Efendi'ye haber göndermiş;
-Ziyareti ile şereflenmek istiyorum.
Çok yaşlı, Efendi'ye göre çok yaşlı. Efendi buyurmuşlar ki;
-O bizden büyüktür, o şeref bize aittir. Ben kendisini ziyarete gideceğim."

GÜL

GÜL
Aşıkta irade kaldı ise diken vardır.

MENKIBE

























“Cüneyd’e (kaddesallahu teâlâ sirreh); 
-Müridlere sâlihlerin hikâyelerinin (okumak) fâidesi nedir?
diye soruldukta;
-Sâlihlerin hikâye ve menkıbeleri, Allahu teâlânın ma’nevî askerlerinden bir kısmıdır ki, müridlerin kalbleri onunla kuvvet ve sebât bulur,
buyurmuştur.
...
Ey kardeşim!
Reşahat ve Berekât gibi; sâlihlerin, Allah dostlarının menkıbelerinin bulunduğu kitabları okuyunuz, okutunuz.
Ümidim odur ki, Allahu teâlâ bu kitabları okuyarak;
“El mer’u me’a men ehabbe” (kişi sevdiği ile beraberdir) müjdesine kavuşturur, bizleri.

ESMA-İ ŞERÎFE



ESMA-İ ŞERÎFE

“İsimlerin çokluğu müsemmânın kıymetine delâlet eder”
Fahr-i kâinat efendimizin (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem) Câliyeyü’l-ekdâr isimli eserin 2018 Hakîkat Kitabevi baskısında bulunan esmâ-i şerîfeleridir, efendim.
Edendimiz aleyhisselatü vesselamı medh ve dahi ona olan muhabbetimizi beyân için iş bu esmâ-i şerîfeleri okumak, seadet-i ebediyyeye kavuşmaya vesîle olacaktır, inşallah.
Allahu teâlâ, istifâde ve istifâzemizi ziyâde ihsan buyursun, efendim.
Amin.

TEVBE


TEVBE
Bir müftînin beytidir, efendim;
“Tevbe yârabbi, hatâ râhına gittiklerime,
Bilip ettiklerime, bilmeyip ettiklerime”

MUHÂLEFET


MUHÂLEFET
“Nefse ve hevâya (nefsin arzu ve meyline) muhâlefet, ibâdetin başıdır.”
-Esseyyîd Abdülhakîm Arvâsî (kaddesallahu teâlâ sirreh)-

NEFS


NEFS
Hakem-i Atâiyye sahibi (Ataullah-i İskenderî) buyurdu ki
“Nefsin cibilliyetinde, su-i edep vardır. Kul edebe devamlı memur olduğundan, nefsin dâima, seciyesi icâbı olarak, sâhibini muhâlefet meydanına sevk etmek arzusuna karşı, kul onu kötülükleri istemekten men eder. Bunun için, nefsin dizginlerini gevşeten kimse, onun fesâdına ortak olur”

Abd


İbâdet; mü’minlerin avamına , ubûdiyeti; mü’minlerin havassında, ubûdet ise; ehass-ı havasa (seçilmişlerin seçilmişlerinde) bulunur.”

İSTİKÂMET


İSTİKÂMET
“İstikâmet; bütün ahidlerde, özellikle ilâhî ve Muhammedî ahidlerde, yemek, içmek, giyinmek dahil, dînî ve dünyevî umurda (işlerde) ortada olmağa riâyetle sırât-ı müstakîme devâm ve itinâdır (göstermektir).
(Son Halkalar, ||. Cild, sf 635)

İSTİKÂMET / KERÂMET


Büyükler buyurdu ki;
“İstikâmet sâhibi ol, kerâmet tâlibi olma! Zirâ nefsin, kerâmet talebine meyli ve hareketi ister. Hakk teâlâ ise, sende istikâmet arar.”