Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri nâfile hac ve umreye gidilmesini tasvip etmezdi. İmâm-ı Rabbânî kuddise sirrûh, 29, 123 ve 124. mektûbu, ayrıca Mâkâmât-ı Mazhariyye 26. mektûbu ve Abdullah Dehlevî'nin 63. mektûbuna istinaden, Nakşibendî büyüklerinin nâfile hac ve umreye izin vermediklerini söylerdi. Nitekim bunlarda, "Hacda bir farzı veya vâcibi özürsüz terk etmemek veya harâm, mekruh işlememek lazımdır. Aksi hâlde, nâfile hac ve ömre yapmak sevâb değil, günah olur. Bu ise çok zordur.
Hac ve Ticaret
Ticâret yapmak ve hac etmek için giden bir kimsenin, hac niyeti ziyâde (fazla) ise, sevâb kazanır. Ticâret niyeti çok ise veya iki niyet eşit ise, hac sevâbı kazanamaz.
(Alâüddîn-i Haskefî hazretleri “rahmetullahi aleyh”)
*Kulun haccının kabûl olduğunun alâmeti, hacda Peygamber efendimizin (aleyhisselam) ahlâkı ile ahlâklanarak, dönmesi, günâha hiç yaklaşmaması, kendini hiç kimseden üstün görmemesi, ölünceye kadar dünyâya meyletmemesidir. Haccının kabûl olmadığının alâmeti de, hacdan döndüğünde evvelki hâli üzere bulunmasıdır.
(Ali Havvâs hazretleri “rahmetullahi aleyh”)
Ticaret ve Hac
Ticâret yapmak ve hac etmek için giden bir kimsenin, hac niyeti ziyâde (fazla) ise, sevâb kazanır. Ticâret niyeti çok ise veya iki niyet eşit ise, hac sevâbı kazanamaz.
(Alâüddîn-i Haskefî hazretleri “rahmetullahi aleyh”)*