Ebû İshâk Şîrâzî

Ebû İshâk Şîrâzî, Bağdad’ın meşhûr âlimlerindendir. 1003 (H.393) senesinde, İran’ın Şiraz şehrinin köylerinden biri olan Fîrûzâbâd’da doğdu. İlim öğrenmek için önce Şîrâz’a gitti. 22 yaşında iken Bağdât’a gelip ilim öğrenmeye başladı. Nihâyet, ilmi ve âlimleri çok seven ve Ebû İshâk’a ayrı bir sevgisi olan Selçuklu Devletinin büyük veziri Nizâm-ül-mülk, onun ders okutması için Bağdât’ta bir medrese inşâ ettirdi ve 1067 (H.459) senesinde tedrisâta açıldı... 

İLME ÇOK HİZMET ETTİ...

Nizâmiye Medresesini ilk defâ tedrisâta açmak için ilk müderris olarak onun tâyini yapılan Ebû İshâk Şîrâzî, vefâtına kadar ders verip, ilme çok hizmet etti ve çok talebe yetiştirdi. 1083 (H.476) senesinde Bağdât’ta vefât etti. Hikmetli sözleri meşhur olmuştur. Ebû İshâk Şîrâzî buyurdu ki: 

“İlim ganîmettir. Sükût kurtuluştur. Halktan bir şey ummamak rahatlıktır. Zühd, dünyâya düşkün olmamak âfiyettir. Bir göz açıp kapayacak kadar Allahü teâlâyı unutmak, O’nun verdiği emânete hıyânettir.”

“Fakirliğin kendine has bir nûru vardır ve onu gizlediği müddetçe durur. Açığa vurunca, kaybolup gider.”

“Allahü teâlânın emirlerini yapıp, yasaklarından sakınmakla huzur bulmak, Cennet’tir. Bu halden yüz çevirmek ateştir. Allahü teâlâya yakınlık, lezzettir. O’ndan ayrılmak, O’na karşı yabancılık, ölümdür.”

“Kalp, birçok tarafa yönelebilir. Onu hangi tarafa yönlendirirsen, diğer tarafları kapalı kalır. Bir kimse dünyâ ve âhiretin ikisine birden yönelemez. Bunlardan biri diğerine mâni olur.”


GÜZEL AHLÂK NEDİR?..

“İnsanlarla birlikte bulunmakta güzel ahlâk, onlarla iyi geçinmektir. Âlimler ile berâber olmakta güzel ahlâk, onlara ihtiyâcı olduğunu bilmek ve onları edebe uygun olarak dinlemekle olur. Mârifet ehli ile bulunmakta güzel ahlâk, sükûn üzere, ümitli ve sabırlı olarak beklemekle olur. Yüksek velî ile berâber olmakta güzel ahlâk, kırıklık hâlinde bulunmakla olur.”

“İhlâsın alâmeti, her an Allahü teâlâyı müşâhede etmek, O’ndan başkasını hiç hatırına getirmemektir.”

“Kalbinde, kendisini kötülükten koruyan bir kuvvet bulunmayan kimse, harâb olmuştur.”

Ebû İshâk Şîrâzî hazretleri, vefatına yakın talebelerine buyurdu ki: 

“Allahü teâlâ, vicdanlardaki gizli sırlara, insanın her nefeste ve her hâldeki hâline muttalîdir, hepsini bilir. Hangi kalbi kendisine yönelmiş görürse, onu felâketlerden, sıkıntılardan, sapıklıklardan ve fitnelerden muhâfaza eder.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder