Osmân Nûrî Osmânağaoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Osmân Nûrî Osmânağaoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bir müslimânın mukîm iken, nemazlarını cem’ etmesi

Mübarek Hocamız,[Hüseyn Hilmi Işık Efendi] kitâblarını yazmaya başladıkları senelerde, Tam İlmihal Se’âdet-i Ebediyye kitâbımız, küçük bir kitâbcık idi. Hocamız, müslimânların sorularına, İslâm âlimlerinin kitâblarından verdikleri cevablarını, Tam İlmihal kitâblarına da yazdılar. Hocamız ömürlerini vererek hazırladıkları, 1248 sayfa, büyük boy ciltli, muazzam bir eser meydana getirerek, cümle müslimânlara ve müslimân olmayanlara da müslimân olmaları için hediye etdiler. Son olarak 147 ci baskısı yapılan böyle bir dîni ve ilmî eserin, belki bir daha benzeri yazılamayacak. Rabbimiz hepimizi Hocamızın şefâatlerine kavuştursun inşâallah.

Bir müslimânın mukîm iken, nemazlarını cem’ etmesini, yâni iki nemazı birleştirmesini; 1965 senesinde, üniversitede iken Hocamıza sormuştuk. Sorumuz şöyle idi “Hafta da iki gün akşamları, resmî lisân kurslarımız oluyor. Akşam nemazımızdan evvel başlıyor, yatsı nemazımızdan sonra bitiyor. Yoklamada bulunmayanı, o sömestreyi tekrarlatıyorlar. Nasıl hareket edelim Efendim” diye yazmıştık. Hocamız evlerine davet etdiler. Bize, "siz niçin okuyorsunuz” diye sordular. Biz sustuk. Onlar cevab verdiler; “Bir meslek sahibi olmak için değil mi? Evet efendim dedim. Sonra ne olacak buyurdular? Hocamız devam ederek; Evleneceksiniz, çocuklarınız olacak, işte onların rızkını kazanmak için çalışacaksınız. Biz mûteber kitâblardan araştırdık. Yalnız Hanbelî mezhebinde, “mukîm iken, çoluk çocuğun rızkını kazanmak için veya herhangi bir sebebden, meselâ doktorun ameliyatının geç bitmesi gibi” nemaz kılınamayacak olursa; Ahmed Bin Hanbel “rahmetullahi teâlâ aleyh” hazretlerinin ictihâdına göre, nemazlar cem edilir. Yâni Hanbelî mezhebi taklid edilir kardeşim” buyurmuşlardı. 

Tam İlmihal kitabımızın 203 cü sahifesinde; “Nemâzı kılmak için işlerinden ayrılmaları mümkin olmıyanların, bu nemâzlarını kazâya bırakmaları, Hanefî mezhebinde câiz değildir. Bunların, yalnız böyle günlerde, (Hanbelî mezhebi) ni taklîd ederek, kılmaları câiz olur. Cem’ ederken, öğleyi ikindiden ve akşamı yatsıdan önce kılmak, birinci nemâza dururken, cem’ etmeği niyyet etmek, ikisini ard arda kılmak ve abdestin, guslün ve nemâzın hanbelî mezhebindeki farzlarına ve müfsidlerine uymak lâzımdır” yazılıdır.

Osmân Nûrî Osmânağaoğlu

Hilmi, sen bu şarkıyı dinledin mi?

Mübarek Hocamız, bize teşriflerinin bir defasında anlatmışlardı. Efendi Hazretleriyle, Mübarek Hocamız, Eyüb’den dergaha beraber çıktıkları bir zamanda, dergaha yaklaşınca, Piyerloti çay bahçesinde, gramofondan bir kadının şarkı söylediğini duymuşlar. Bir müddet sonra, Efendi hazretleri Hocamıza sormuş “Hilmi, sen bu şarkıyı dinledin mi?”. Hocamız hemen ”hayr efendim, dinlemedim” demişler. Efendi Hazretleri “Ben dinledim, fekat nağmelerini değil, sözlerini dinledim. Sözleri tam benim hâlime göre” buyurmuşlar. Mübarek Hocamız “Efendinin hâtırası olarak, biz bu şarkının sözlerinin ilk iki satırını, İslâm Ahlâkı kitabımıza koyduk efendim”. (40 ncı sahifede)

Şarkının sözleri şöyle;

Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben hâlime,

titrerim mücrim gibi, bakdıkça istikbâlime!

Perde-i zulmet çekilmiş korkarım ikbâlime,

titrerim mücrim gibi, bakdıkça istikbâlime!

Hocamız devam ederek “Bir gün dergaha gitmişdim. Dış kapıya vardığımda, şadırvanın yanında, Efendi ile bir bey ayakda konuşuyorlardı. Hemen kendimi göstermemek için kapının arkasına geçdim. Seslerini duymuyordum. Bir müddet sonra bu bey ayrıldı. Efendi hazretleri, benim geldiğimi görmüş ve “Gel Hilmi gel. Bu bey benim akrabamdır. Akrabadan gelen sıkıntıya katlanmakdan başka çare yoktur” buyurdular.

Osmân Nûrî Osmânağaoğlu