Amr bin Dînâr el-Cumahî hazretleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Amr bin Dînâr el-Cumahî hazretleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Amr bin Dînâr el-Cumahî hazretleri

 Amr bin Dînâr el-Cumahî hazretleri evliyânın meşhurlarından olup Tâbiîndendir. 666 (H.46) senesi İran beldelerinden birinde doğdu. Arap kabîlelerinden Cumah'ın himâyesine girdi. Eshâb-ı kirâmın ve Tâbiînin büyüklerinden ders aldı. Abdullah bin Abbâs, Abdullah bin Ömer, Abdullah bin Zübeyr, Abdullah bin Amr bin Âs “radıyallahü anhüm” gibi Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden hadîs ilmini öğrendi. Onlardan hadîs-i şerîf rivâyet etti. Mekke-i mükerreme müftisi oldu. 743 (H.126) senesinde Mekke-i mükerremede vefât etti.

Amr bin Dînâr anlatır: Medîne'de birisinin kız kardeşi vefât etti. O kimse şöyle anlattı: "Kız kardeşimi defnettiler. Kabri başından ayrıldık. Benim değerli bir yüzüğüm vardı. Kayboldu. Onun kabrine düştü zannıyla kabrine gittim. Kabrin lahdi üzerindeki tahtayı kaldırdım. Alevler yüzüme vurdu. Baktım, mezarın içi ateşle dolu. Tahtayı yerine koydum. Mezarın üstünü sıkıca kapatıp ağlayarak eve döndüm. Annemden, kız kardeşimin huyunun nasıl olduğunu sordum. Bana;

-İki kötü huyu vardı. Biri namazına gevşekti. İkincisi koğuculuk yapardı, cevâbını verdi... Bundan da anlaşılmış oldu ki, bu iki kötü huy, kabir azâbına sebeptir."

Kelime-i tevhîdin fazîletine dâir şu hadîs-i şerîfi bildirmiştir: Resûlullah efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem" buyurdular ki: "Bir kimse inanarak (La ilâhe illallah) derse, muhakkak Cennet'e girer."

Eshâb-ı kirâmı çok sever, onların büyüklüğünü İslâmiyete yaptıkları hizmetleri devamlı talebelerine anlatırdı. Şu hadîs-i şerîfi sık sık tekrarlardı: "Eshâbıma sövmeyiniz. Kim Eshâbıma söverse, Allahü teâlânın lâneti onun üzerine olsun."

Oruçla ilgili olarak da şu hadîs-i şerîfi rivâyet ettiler: "Hilâli görünce oruca başlayınız. Hilâli görünce bayram yapınız. Eğer hava bulutlu olur da hilâli göremezseniz, otuza tamamlayınız."

Naklettiği diğer hadis-i şeriflerden bazıları da şunlardır:

“Müslümanın, Müslüman üzerinde beş hakkı vardır: Selâmına cevap vermek, hastasını yoklamak, cenâzesinde bulunmak, davetine gitmek ve aksırıp elhamdülillah diyene, yerhamükellah demek.”

"Cennet, anaların ayakları altındadır.”

“Üç dua vardır ki, muhakkak kabul olunur. Bunlar; mazlumun duası, misafirin duası, babanın evladına duasıdır.”

"Teyze; iyilik, ikram, ziyaret ve ihsanda anne mertebesindedir.”

“Bir kötülük işlediğinde peşinden hemen bir iyilik yap ki, o kötülüğü silsin.”

“Kişiyi arkadaşından tanıyın!..”