Süleyman kuku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Süleyman kuku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kabir Ziyareti & Hüseyin Hilmi Işık "rahmetullahi teâlâ aleyh"

Kabir Ziyareti & Hüseyin Hilmi Işık "rahmetullahi teâlâ aleyh"

Bismillahirrahmânirrahîm
   Âlim kullarını kendi vahdaniyyetine şâhid tutan Allahü teâlâya, beğendiği şekilde sayısız hamdü senâlar olsun! Habîbi Muhammed Mustafâ’ya, sevenlerinin nefesleri sayısınca en temiz salât ü selâmlar, Âline, Eshâbına ve kıyâmete kadar ona tâbi' olanlara en iyi dualar ve bu kitâbın yazılmasından esas maksad olan azîz hocamıza, ismi dillerde, sevgisi kalblerde, kitâbları ellerde oldukça rahmetler olsun!
   Kalem dil, dil kalem olsa, sevgili hocamız Hüseyin Hilmî Beyefendiyi anlatmaktan âciz kalır. Allahü teâlânın fadlına, ihsânına kavuşmuş olanların hâlini ve mertebesini ancak Allahü teâlâ bilir. Küçüklerin büyüklere değer ve derece biçmesi yakışık almayacağından kendilerini öven sözler yerine, hayatından, yetişmesinden, ilminden, edebinden, hallerinden, sözlerinden, eserlerinden, dînimize hizmetinden, amelinden, ihlâsından, Allahü teâlâya ve sevgili kullarına muhabbetinden bahsedip, yüksek üstâdlarından aldığı yolu, asrımızın insanına sunmasıyla açtığı çığırdan bahs etmek herhalde daha münâsib olur. Bunun için kendimi, Süleyman aleyhisselâmın huzûruna bir çekirge budu hediye götüren karıncaya benzetip, hünerimin ve kudretimin bu kadar olduğunu kabulle iftihar ediyorum. Hocamdan duyduklarım, öğrendiklerim ve edindiklerim bu kitâbda yazılı olanlardan ibâret değildir. Belki bunlar denizde bir damla kadardır. Ama (bir damla denizden haber verir) sözü mûcibince, Onların vefâtlarından sonra acımı teskin, sızlayan kalbimi teselli için, hâtırasını yaşatmak ve bir daha o günleri yaşamak arzusuyla bir kaç kelime yazdım. 

Mısra: 
Geçmiş zaman olur ki, hayâli cihân değer

Şunu arz edeyim ki, Hüseyin Hilmî Hocamız, eserleri ve müktesebâtı ile: "Her yüz sene başında bu dîni kuvvetlendiren bir müceddîd gelir" hadîs-i şerîfiyle tebşîr edilenlerdendir. Böylece hakîkî insanların, Allah adamlarının hallerini okumak, onları tam bir muhabbetle sevmek, gösterdikleri doğru yolda yürümek, onların silkine girmeğe, ve bu yolla sonsuz seâdete kavuşmağa götürür. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde; "İyi insanlarla beraber bulununuz" buyuruyor. Yine bir âyet-i kerîmede, "Allahü teâlâya kavuşmak ve gösterdiği yolda gitmek için vesîle, vâsıta arayınız" buyuruluyor. Allahü teâlânın âlim ve evliyâ kulları, Onun emir ve yasaklarını kullarına bildiren birer vâsıtadır. Hadîs-i şerîfte: "Salihlerin isimlerinin anıldığı yere Allah’ın rahmeti iner" buyuruldu. Bir hadîs-i kudsîde, sevgililer ve makbûllerle berâber bulunanlara (Celîs-i ilâhî) denildi. Yine bir hadîs-i kudsîde Allahü teâlâ: "Ben, beni zikr edenin yanındayım" buyurdu.
  Peygamberlerin (aleyhimüsselâm) üç vazîfesinden ikisi olan, şerîatı yayma mükellefiyyeti ve kalbleri kendine çekme ve kalblere feyz sunma vazîfesi, büyük âlim, ârif ve mürşidlere verilmiştir. Ya'nî hakîkî bir mürşidin sohbeti, bütün ni'metlerin üstünde olup, her derde devâdır. Bakışları hastalıklara şifa olup, sözleri, ölü kalblere hayât vermektedir. Mürşid-i kâmil, kararan kalblere nûr, vesveseli ve kararsız gönüllere huzûr sunan eşsiz bir tabîbdir. Böyle büyük âriflerin ve evliyânın rûhları, isimlerini edeble ananların yanında hâzır olur. Herkesten yüz çevirip, kendilerinden imdâd isteyenleri tasarruflarına alırlar. Zaman ve mekân onların rûhları için bir başka ma'nâ taşır. Yeter ki, onlara tam ihlâs ve muhabbetle bağlanılsın. Bundan sonra neler neler... olur. İşte bu kitâbımızda menkıbelerinden âcizâne bahsedeceğimiz sevgili hocamız Hüseyin Hilmî Beyefendi, yukarıda çok kısa kemâlâtına ve büyüklüğüne temas ettiğimiz en büyük mürşid-i kâmillerden Seyyid Abdülhakîm hazretlerinin Cennet misâli sohbetlerinde bulunup on üç sene kendisiyle beraber olup, en yakın evlâd muâmelesi görmek şeref ve seâdetine kavuşmakla, zamanın diğer âlimleri ve insanları arasında temâyüz etmiştir. Nûr içinde yatsın! âmin.

Süleyman bin Ahmed
1423-2002

Kitabı okumak için linke sağ tıklayarak açınız...

Ey Oğul (Nasihatler-İmam-ı Gazali'den)

Ey Oğul (Nasihatler-İmam-ı Gazali'den)

Allahü teâlânın yolunda yürümek istiyen bir kimseye evvelâ
ne yapmak lâzımdır? diyorsun. 
Ehl-i sünnet âlimlerinin “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în” bildirdiklerine uygun, temiz bir i’tikâd ve îmân lâzımdır. 
Bundan sonra, tevbe-i nasûh, ya’nî dahâ işlememek üzere, günâhlara tevbe etmek, 
Üçüncüsü, herkes ile halâllaşmak, üzerinde hiçbir mahlûkun hakkı kalmamak, 
Dördüncüsü, Allahü teâlânın emrlerini yapacak kadar, islâmiyyeti öğrenmekdir. 

Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” (Fâidesiz ilmi öğrenmekden ve Allahü teâlâdan korkmıyan kalbden ve
dünyâya doymıyan nefsden ve Allah için ağlamayan gözden ve kabûle lâyık olmıyan düâdan Allahü teâlâ bizi korusun) buyurmuşdur.

Mektûbât ı Rabbânî 2. Cild 81. Mektûb

Mektûbât ı Rabbânî 2. Cild 81. Mektûb (2013)

Muhammed Murad Korbeyi'ne yazılmıştır.

2013 Haziran 30 15:12:16

2 Cild 66 Mektûb & Mektûbat ı Rabbânî

2 Cild 66 Mektûb & Mektûbat ı Rabbânî

Han-ı Hanan Abdurrahim Hana yazılmıştır.
Tevbe, inâbe, verâ, takvâ gibi faziletlerden bahsedilir bu mektûbta...

1 Cild 63 Mektûb & Mektubâtı Rabbânî

1 Cild 63 Mektûb & Mektubâtı Rabbânî
2014-09-13 tarihinde yapılmış bir sohbet.

2.inci Cild 52. Mektûb & Mektûbat-ı Rabbânî

2.inci Cild 52. Mektûb & Mektûbat-ı Rabbânî
Silsile-i Aliyye büyüklerine muhabbeti ve onlarla beraber olanların hallerini bildirirken, muhabbeti teşvik etmektedir.

Allahu teâlâ'ya İmanı Kamil Olanlar

Allahu teâlaya imanı bir parça kamil olanlar, Allahu teâlanın yarattıklarını, kullarını çok sevmeleri icab eder. 
Çünki onlar Allahu teâlaya nispet ediliyor. Allah onları yarattı. Onlara yapılan her iylik onları sahiplaerine mevlasına demektir.

Elif okuduk ötürü
Pazar eyledik götürü
Yaradılmışı hoş gördük 
Yaradandan ötürü

07 MART 2017 & 13:15

İbadetlerde Ef’âl-i Mükellefîne Dikkat Etmek

2006 Nisan 30 & İbadetlerde Ef’âl-i Mükellefîne Dikkat Etmek....

İbadetlerde nafilelere dikkat edenler, sünnetlere ve farzlara çok daha fazla riayet ederler....

Süleyman Kuku (A. Fârûk Meyân) 
"rahmetullahi teâlâ aleyh"

İlmin en sonu kitablardadır

2016 Temmuz 05 & Çeşme-î Muhabbet & İksir-î Sohbeti (İlmin en sonu kitablardadır)

—Bir kimse hesabının kolay olmasını isterse, kendi nefsine
ve din kardeşlerine nâsihat etsin...

—Meleklerin kendisini ziyaret etmesini isteyen kimse 
"verâ sahibi" olsun...(kuvvetli takvâ)

— Saygıdan ve sevgiden dolayı olan sakınmaya ve çekinmeye "Takvâ" denir... 

—İbn-i Abidin'de derki;
Farz namazlardan evvel kılınan sünnetler şeytana rağmendir,
farz namazlardan sonra kılınan sünnetler farz namazlarındaki eksikliklerin telafisi içindir..

— İlmin en sonu kitablardadır...

— Abdullah Dehlevî hazretleri buyuruyorlar ki;
Bizim mektûbatı anlamamız şuna benzer...

— Abdullah Dehlevî hazretleri "Bizim büyüklerimiz buyurdular ki; 
Şeyhin âsası şeyh yerindedir. Mektûbat şeyhin bastonundan kıymetlidir...

— Mektûbat ehli için mürşid'tir...

— Mektûbat okumak isteyen fârsça okuyup mektûbat öğrenecek...

3 Cild 112 Mektûb & Mektubat-ı Rabbânî

3 Cild 112 Mektûb & Mektubat-ı Rabbânî

Allahu Teâlânın
 Hakiki Sıfatları, Ne Zatın Aynısıdırlar
, Ne de Gayrısıdırlar...

Süleyman Kuku (A. Fârûk Meyân) 
"rahmetullahi teâlâ aleyh"

3 Cild 62 Mektûb & Mektubâtı Rabbânî

Han-ı Hanan'a yazılmıştır. 
(Mektubat-ı Rabbânî 2. Cild 62 Mektûb)

Süleyman Kuku (A. Fârûk Meyân) 
"rahmetullahi teâlâ aleyh"

Ziyâeddin Mevlânâ Hâlid "kuddise sirruh"

(Ziyâeddin Mevlânâ Hâlid "kuddise sirruh")

Sofiye-i aliyyenin büyüklerinden, Silsile-i aliyyenin yirmi dokuzuncusu, yüzlerce mürşîd ve velî yetişdirip. karanlık dünyayı ışıklandıran, Ziyâüddin Mevlânâ Hâlid, âriflerin kutbu, dînin ve milletin senedi, hakikatin bürhânı, sûrî ve ma’nevî kemâller sâhibi, hakîkî mürşîd-i kâmil, zamanının âlimi, evliyâlık nümûnesi, rehberlerin kılavuzu, nûr ve feyz sunucusu, bütün yolların kendisini büyük tuttuğu, Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) vârisi, İmâm-ı Rabbânînin yolunun gözdesi, hak, hakîkat, ilim, irfân, kerâmet kaynağı idi. 
Hazreti Ziyâüddîn Mevlânâ Halid’in babası Ahmed, onun babası Hüseyin, onun babası Alî, onun babası Abdullah, babası Hüseyin, babası Tahâdır. Bu da insanlar arasında, “altı parmak” ismi ile meşhûr olan Kâmil bir velî olan Pîr Mikâile dayanır. Bu ise, üçüncü halîfe, hayâ ve ihsân menba’ı Hazreti Osman bin Affâna (radıyallahu teâla anh) çıkar. Ya’nî Mevlânâ Hâlid, hazreti Osman’ın (radıyallahu teâla anh) neslindendir. 
Annesi ise, hazreti Alî’nin (radıyallahu teâla anh) soyundandır. Mevlânâ Hâlid Efendimiz 1192 (m. 1778) yılında Bağdâd yakınında Şehr-i Zûr kasabasının Karadağ mahallesinde dünyaya gelmiştir. 
Daha küçük iken aklî ve naklî ilimleri, ya’nî tefsîr, hadîs, fıkıh, tasavvuf, akâid, nahiv, sarf, meânî, beyân, bedî’, vad’, âdâb, arûz, edeb, lügât, usûl, mantık, hikmet (fizik), hey’et (astronomi), geometri, hesab ve diğer ilimleri öğrenmişti. Hattâ Firûz Âbâdînin Kâmûsunu ezberlemişti. Asrındaki bütün âlimlerden daha üstün bir ilme sâhib olmuş idi. Esrâr ilminde Allahu teâlânın âyetlerinden (işâretlerinden) bir âyet idi. 
Zühdü, takvâsı, verâ’ı, ya’ni haramlardan, şübhelilerden ve mubahların bile fazlasından kaçması, faziletleri ve menkîbelerini bütün âlim ve velîler uzun uzun anlatmışlardır. 
Çok âlimlerden ilim öğrenmiştir: Biri, anlatılan ve anlatılamıyan ilimlerde derin âlim Muhammed bin Âdem-i Kürdî’dir (rahmetullahi aleyh). Biri, faziletler sâhibi Sâlih-i Kürdidir. Biri, üstünlükler sâhibi Abdurrahman-ı Kürdidir. Biri de. faziletli, ilim deryâsı Abdürrahîm Berzencîdir. Biri de, bunun kardeşi Abdülkerîm Berzencîdir. Bunlardan başka Abdullah-ı Harpanîden ve daha birçok âlimlerden ders almış, ilim öğrenmiş, feyz ve nûr iktibas etmiştir. 
Arabî ve fârisî dil ile kaside ve manzûme yazmakta, herkesten belâğatlı ve fasîh oldu. Şiirindeki san’at ince ve engin rûhunun terennümleri olarak görünür. 
Şerh-i Muhtasar-ı Müntehiyi Bağdâdda okutmaya başlamıştı. 
Bunun yanı sıra Kâdî Beydâvî tefsirini, Şeyh İbni Hacer-i Mekkî’nin Tuhfetül muhtâcını Şerh-i mevakıfı, Mekasıdı, Siyâlkûtînin Muhakkikini hâşiyeleri ile ve bunlara benzer en ince ve zor ilimleri hiçbir şübheye ve soruya yer bırakmadan okutmaya ve izâh etmeye başladı. Tahkik ve tedkîkinden akıllar hayrette kalırdı. İlminin şöhreti öyle oldu ki, bütün dünyada Ledünnî Hârika adı ile anıldı. 
Hindistan’ın en yüksek velîsi, rabbânî ilimler vârisi, Mücedîd-i elf-i sânînin sırlarının sâhibi, tarîkatin kutbu, insanların imdadına yetişici, hakîkatlar menba’ı, sâliklerin mürşîdi, yüksek himmetler sâhibi, şeriatın, hakikatin bürhânı, insanlığın senedi, hikmet ve ma’rifet ma’deni, irfân ve yakîn denizi, ilim ve ilham rehberi, sûrî ve ma’nevî kemâller sâhibi Şah Abdullah-ı Dehlevînin (kuddise sirruh) huzürunda canla başla çalışarak, büyük mücâhede ve çetin riyâzetler çekerek uğraştı. Dâima hizmet ediyor, daha çok zikir ve fikir etmeye gayret ediyordu. Bu minval üzere beş ay devam edince Mevlânâ hazretlerine huzûr ve müşâhede makamı hâsıl oldu. Rabbânî sırların keşfine, Allahu teâlânın ihsânına kavuşdu. Ferd-i kâmil oldu. Bir sene dolmadan her şeye kavuştu. Abdullahi Dehlevî böyle olduğunu bütün talebesinin yanında söylemişdir. 
Mevlânâ hazretleri bu makama çıkınca, üstâdı tarafından Nakşîbendiyye, Kâdiriyye, Suhreverdiyye, Kübreviyye ve Çeştiyye yollarından icâzet-i mutlaka verildi. Hilâfet verip irşâd ile memur eyledi. 
Çeşitli ilimlerde te’lifleri vardır. Bilhassa İRÂDE-İ CÜZ’İYYE hakkındaki risâlesinin, bir benzeri, o zamana kadar yazılmamışdı. Râbıta risâlesi ve birçok şerh, tetemme ve ta’lîkleri vardır. Hele fârisî dil ile yazdığı, ince rûhunun terennümlerini bildiren (DİVÂN) ı bir şaheserdir. Okuyanlar, zekâsının kuvvetini, görüşünün keskinliğini, aklının inceliğini, kalbinin safvetini, vilâyetteki derecesini ve muhabbetinin çokluğunu görür. Kitablarından biri de, (İTİKADNÂME) olup, Ehl-i Sünnet velcemâ’at mezhebinin îmân bilgilerini ve diğer fırkaların hatâlarını bildirir. Bu kitabı, muhterem H. H Işık efendi tarafından Türkçeye terceme edilmiş, İMÂN ve İSLÂM ismi verilmiş, Türkiye’nin her yerinde bulunmakta, her evde okunmaktadır. Delâil-i hayrat şeklinde, (CÂLİYETÜL EKDAR) adında bir eseri vardır. Okunması keder ve üzüntüleri giderir. Delâil-i hayrâttan kısa, fakat daha fâidelidir.

2. Cild 61'inci Mektûb & Mektubât ı Rabbânî

2. Cild 61'inci Mektûb & Mektubât ı Rabbânî

Bu mektûb Hasan Berkî'ye Mevlânâ Ahmed Berki 'nin vefatı üzerine yazılmıştır. 
Dostlara nasihâtla Ahmet Berkî 'nin yerine Hasan Berkî'yi tayin ettikleri hakkındadır.

Kim Kimi Severse, Onu Ona Bildirsin

Peygamberimiz “aleyhissalâtü vesselâm” buyurdu ki: 

Bir kimse, din kardeşini seviyorsa, sevdiğini ona bildirsin!

Size ve doğru yolda bulunanların hepsine selâm olsun!

2.cild 60. Mektûb & Mektûbat-ı Rabbânî

2.cild 60. Mektûb & Mektûbat-ı Rabbânî

Nimete kavuşanlara şükür lazımdır

  Nimete kavuşanlara şükür lazımdır.
Hiç kimse kendi kendine birşey olamaz. Allahu teâlâ irade etmezse. Bir bardak suyu içerken dahi Allahu teâlâ ya şükür etmelidir. Şükretmeye gayret edelim. Kendimizi iyi görmeyelim. Kendimizi kusurlu, eksik, ve günahları görürsek o zaman Rabbimizin huzurunda olduğunu biliyoruz demektir.
İnsan ne kadar severse o zaman sevdiğinde hiçbir kusur bulamaz...
(Süleyman Kuku "rahmetullahi aleyh")

Ramazân-ı şerîfin son günü çok duâ edin

 _*Mühim Fasıl_*

Ramazân-ı şerifin  son günü, *ikindi namâzından akşam ezanına kadar,* Allahü teâlâ bütün Ramazâ-ı şerif boyunca ateşten berâat verip affettiği kadar kulunu bağışlar. *Son günü ikindi vaktinden  iftâra kadar icâbet saatidir.* Ya'nî duâların kabûl vaktidir. Hiç bir duânın boş dönmediği anlardır.


*Süleyman Efendi anlattılar* _rahmetulahi teâlâ aleyh”_

Ramazân-ı şerîfin *son günü, akşama yarım saat kala,*  hocamın seâdet-hânesinin kapısını çaldım. Kendileri kapıya geldiler ve bir müddet konuştuktan sonra şöyle buyurdular:

        *"Kardeşim, yukarıdaki odamda “Berekât” kitâbını okuyordum. Okurken büyük bir feyz yağmuruna uğradım. Çok hoş bir hâl zâhir oldu. Kendimi o büyüklerin feyiz yağmuru ve koruma şemsiyeleri altında buldum.* 

        *Ramazân-ı şerîfin son günüdür. Şimdi eve gidin, abdest alın, seccâdenizi serin, Allahü teâlâya çok duâ edin, yalvarın, Allahü teâlâ, Ramazân-ı şerîfin son gününde duâ eden kullarını afv eder. Ben de şimdi yukarı çıkıp, size söylediklerimi yapacağım"* dediler ve ayrıldık.


_Allahu teâlâ rahmeti ile derecelerini alî eylesin...

İmam-ı Azam Ebû Hanîfe hazretleri

_*Ebû Hanîfe hazretleri bir zengine tevazu etmişdi_*.

_Onun yanında kendini aşağı görmüşdü. Fakat bu tevazu da, o kimsenin imânlı olması sebebiyle idi._ 

Bununla beraber: 

_*«Bu hareketimin keffâreti için bin kere Kur'ân-ı kerîmi hatmetdim»_* buyurdu.

Tevbe ve İstiğfar

_*Birşeyin bütünü ele geçmezse, hepsini elden kaçırmamalıdır_* buyuruldu. 

_Yâ Rabbî, bize beğendiğin şeyleri yapmak nasîb eyle! Peygamberlerin en yükseği, efendisi, izzet, şeref yolcularının reîsi olan Muhammed Mustafânın “aleyhi ve aleyhim ve alâ âl-i küllin minessalevâti efdalühâ ve minetteslîmâti ekmelühâ” sadakası olarak, bizleri senin dîninde bulunmakdan ve sana itâ’at etmekden ayırma!”_